<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>trendekonomi &#8211; TrendEkonomi</title>
	<atom:link href="https://trendekonomi.com/author/trendekonomi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://trendekonomi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Sep 2026 15:55:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Emtia piyasalarında Fed beklentileri ve jeopolitik riskler etkili oldu</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/06/emtia-piyasalarinda-fed-beklentileri-ve-jeopolitik-riskler-etkili-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:55:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137873</guid>

					<description><![CDATA[ABD ile İran arasındaki askeri gerilimin yeniden tırmanması, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatların aksayabileceği endişesini artırırken petrol fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi tahvil piyasalarında satış baskısına yol açtı. ABD&#8217;nin 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde yüzde 4,82 ile Kasım 2023&#8217;ten, 2 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,42 ile Ocak 2025&#8217;ten bu yana en &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137874" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_8dadfd74e0625bc5bed4ab1b2df2411f.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_8dadfd74e0625bc5bed4ab1b2df2411f.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_8dadfd74e0625bc5bed4ab1b2df2411f-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_8dadfd74e0625bc5bed4ab1b2df2411f-768x432.webp 768w" sizes="(max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>ABD ile İran arasındaki askeri gerilimin yeniden tırmanması, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatların aksayabileceği endişesini artırırken petrol fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi tahvil piyasalarında satış baskısına yol açtı.</p>
<p>ABD&#8217;nin 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde yüzde 4,82 ile Kasım 2023&#8217;ten, 2 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,42 ile Ocak 2025&#8217;ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. ABD&#8217;nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 6 baz puan artışla yüzde 4,79&#8217;dan tamamladı.</p>
<p>Fed yetkililerinin hafta içinde yaptığı açıklamalar ise faiz beklentilerinde dalgalanmaya neden oldu.</p>
<p>New York Fed Başkanı John Williams, yüksek enerji fiyatlarının hizmet sektörlerine yayılmaması sayesinde enflasyonun yavaşlamaya devam ettiğini belirtti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller da enflasyon baskılarının hafiflediğini gösteren veriler gelmesi halinde eylül toplantısında faizlerin sabit tutulmasını destekleyebileceğini söyledi.</p>
<p>Öte yandan, ADP Araştırma Enstitüsünün verilerine göre, ABD&#8217;de özel sektör istihdamı ağustosta 38 bin kişi arttı ve 48 bin olan piyasa beklentisinin altında kaldı. Bu veri, hafta ortasında Fed&#8217;e ilişkin faiz beklentilerinin hafiflemesine neden oldu.</p>
<p>Buna karşılık, haftanın son işlem gününde ABD&#8217;de tarım dışı istihdamın ağustosta 162 bin kişi artarak 56 bin olan beklentiyi aşması, Fed&#8217;in faiz artırımına gideceğine yönelik beklentileri yeniden güçlendirdi. İşsizlik oranı yüzde 4,1&#8217;de kalırken haziran ve temmuz aylarına ilişkin toplam istihdam 55 bin kişi yukarı yönlü revize edildi.</p>
<p>İstihdam verisinin ardından Fed&#8217;in eylül toplantısında faiz artırma ihtimali yüzde 65&#8217;e kadar çıktı. Dolar endeksi haftanın son işlem gününde yükselmesine karşın haftalık bazda yüzde 0,5 azalarak 99,2&#8217;ye geriledi.</p>
<h2>Çin&#8217;in altın alımları 21&#8217;inci aya ulaştı</h2>
<p>Değerli metallerde Fed&#8217;in para politikasına ilişkin beklentiler ve tahvil faizlerinin seyri fiyatlamalarda etkili oldu.</p>
<p>Waller&#8217;ın açıklamalarının ardından gerileyen tahvil faizleri ve dolar, haftanın ortasında altını destekledi. Ancak güçlü istihdam verisiyle faiz artırımı beklentilerinin yeniden yükselmesi, haftanın son işlem gününde değerli metallerde satış baskısına neden oldu.</p>
<p>Bu gelişmelerin yanı sıra Dünya Altın Konseyinin verilerine göre, merkez bankaları temmuzda rezervlerine net 23 ton altın ekledi. Böylece yılın ilk 7 ayında resmi olarak bildirilen net altın alımı yaklaşık 130 tona ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde yaklaşık 160 ton altın alınmıştı.</p>
<p>Temmuzdaki alımlara 20 tonla Çin öncülük etti. Çin Merkez Bankasının altın alımları üst üste 21&#8217;inci aya ulaşırken yıl başından bu yana alımları 60 tona, toplam altın rezervi ise 2 bin 366 tona çıktı. Polonya ise temmuzda 8 ton, yılın ilk 7 ayında 90 ton altın alarak bu dönemin en büyük alıcısı oldu. Rusya temmuzda 6 ton, Türkiye ise 1 ton altın sattı.</p>
<p>Merkez bankalarının net altın talebi yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 62 artarak 289 tona ulaştı ve ikinci çeyrekler arasındaki en yüksek seviyesini gördü. Altın temmuz ayını ons başına 4 bin 27 dolardan yatay tamamlarken küresel altın fonlarına 3 milyar dolarlık giriş gerçekleşti. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme arayışı ile enflasyon ve jeopolitik risklere karşı korunma isteği altın talebini desteklemeyi sürdürdü.</p>
<p>Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar platinde yüzde 0,1 artarken paladyumda yüzde 1,9, altında yüzde 0,4 ve gümüşte yüzde 0,2 geriledi.</p>
<h2>Baz metallerde arz gelişmeleriyle yükseliş görüldü</h2>
<p>Baz metallerde dolar endeksinin haftalık bazda gerilemesi ve ürünlere özgü arz gelişmeleri fiyatları destekledi.</p>
<p>Çinkoda Londra Metal Borsası stoklarındaki düşüş ve fiziki piyasadaki sıkışıklık öne çıktı. Üç ay vadeli çinko fiyatı ton başına 3 bin 990 dolarla yaklaşık dört yılın en yüksek seviyesine çıkarken, küresel çinko madeni üretiminin yılın ilk yarısında yüzde 2,6 azaldığı bildirildi.</p>
<p>Bakırda ABD&#8217;nin temmuz ayı rafine bakır ithalatının rekor seviyeye ulaşması ve Şanghay Vadeli İşlemler Borsası stoklarının haftalık yüzde 13 azalarak 63 bin tona gerilemesi fiyatları destekledi.</p>
<p>Alüminyumda kısa vadeli teslimat fiyatlarının vadeli fiyatların üzerine çıkması fiziki piyasadaki sıkışıklığa işaret etti. Kurşunda yüksek stoklar ile 8 bin 450 tonluk çekme talimatı birbirini dengeledi.</p>
<p>Baz metallerde tezgah üstü piyasada geçen hafta libre bazında fiyatlar çinkoda yüzde 1,7, bakırda yüzde 0,8, alüminyumda ve nikelde yüzde 0,3 arttı, kurşunda ise yatay seyretti.</p>
<h2>Enerji grubunda jeopolitik risklerle yükseliş izlendi</h2>
<p>Enerji grubunda ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi ve Hürmüz Boğazı&#8217;ndaki taşımacılığa ilişkin endişeler fiyatları yukarı taşıdı.</p>
<p>Analistler, Orta Doğu&#8217;daki petrol ihracatında henüz kalıcı ve büyük çaplı bir kesinti görülmediğini ancak yenilenen çatışmaların fiyatlardaki jeopolitik risk primini artırdığını belirtti.</p>
<p>Irak&#8217;ın petrol ihracatının ağustosta günlük 1,35 milyon varilden 2,34 milyon varile yükselmesi arz endişelerini sınırladı.</p>
<p>ABD&#8217;de ticari ham petrol stokları 4,5 milyon varil azalarak 424,5 milyon varile geriledi. Benzin stokları 1,2 milyon varil düşerken rafineri kapasite kullanım oranı yüzde 98 ile Ağustos 2018&#8217;den bu yana en yüksek seviyesine çıktı.</p>
<p>Avrupa&#8217;da gösterge doğal gaz fiyatı megavatsaat başına 75 avroyu aşarak 2023&#8217;ün başından bu yana en yüksek seviyesini gördü.</p>
<p>ABD doğal gazında ise sıcak hava tahminleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz tesislerine yönelen akışın artması fiyatları destekledi. Toplam doğal gaz stokları 3 trilyon 214 milyar fit küple beş yıllık ortalamanın yüzde 4,8 üzerinde gerçekleşti.</p>
<p>Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,2, doğal gazın İngiliz termal birimi cinsinden fiyatı da yüzde 3,0 arttı.</p>
<h2>Tarım emtialarında karışık seyir görüldü</h2>
<p>Tarım emtialarında karışık bir seyir izlenirken, talep ve arza dair gelişmeler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.</p>
<p>Soya fasulyesinde Çin&#8217;in ABD&#8217;den yaptığı alımlar ve üretim bölgelerindeki sıcak ve kurak hava tahminleri fiyatları destekledi.</p>
<p>ABD Tarım Bakanlığı, Çin&#8217;e 192 bin ton, bilinmeyen alıcılara da 250 bin 600 ton soya fasulyesi satıldığını açıkladı.</p>
<p>Mısırda ABD&#8217;deki verim beklentilerinin gerilemesi ve Karadeniz ticaretine ilişkin riskler etkili oldu.</p>
<p>Buğday fiyatları, Rusya-Ukrayna Savaşı&#8217;nda diplomatik çözüm ihtimaline yönelik açıklamaların ardından, hafta içinde gördüğü 3,5 yılın zirvesinden gerileyerek haftayı kar satışlarının etkisiyle düşüşle tamamladı.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin&#8217;in savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılabileceğini belirtmesi ve ABD&#8217;li müzakerecilerin Moskova ile Kiev&#8217;i ziyaret etmesinin beklendiğine ilişkin açıklamalar, Karadeniz&#8217;den tahıl sevkiyatlarının normalleşebileceği beklentisini güçlendirdi.</p>
<p>Pirinçte Hindistan&#8217;da eylül yağışlarının mevsim normallerinin altında kalacağı tahmini üretime ilişkin endişeleri artırdı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü de tamamlanan haftada 2026 küresel tahıl üretimi tahminini 3,4 milyon ton azaltarak 2 milyar 980 milyon tona indirdi.</p>
<p>Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası&#8217;nda kile başına fiyatlar soya fasulyesinde yüzde 1,8 ve mısırda yüzde 0,5 artarken, buğdayda yüzde 5,6 geriledi. Pirincin yüz libre başına fiyatı ise yüzde 2,2 yükseldi.</p>
<h2>Yumuşak emtialarda satış baskısı öne çıktı</h2>
<p>Şekerde Brezilya&#8217;nın orta-güney bölgesindeki üretimin ağustosun ilk yarısında yıllık yüzde 7,9 azalması ve Uluslararası Şeker Örgütünün 2026-2027 sezonu için 200 bin tonluk küresel arz açığı öngörmesi fiyatları destekledi.</p>
<p>Kakaoda Fildişi Sahili&#8217;nden limanlara ulaşan ürün miktarının yıllık yüzde 19 artarak 2,14 milyon tona çıkması ve Intercontinental Exchange stoklarının yaklaşık iki yılın en yüksek seviyesine ulaşması satışları hızlandırdı.</p>
<p>Kahvede Brezilya&#8217;nın 2026-2027 mahsulünün 77,2 milyon çuvalla rekor seviyeye çıkabileceğine ilişkin tahmin ile üretim bölgelerinde beklenen yağışlar fiyatları baskıladı.</p>
<p>Pamukta ABD ürün koşullarındaki sınırlı iyileşme ve net ihracat satışlarının 27 bin 525 balyayla iki yılın en düşük seviyesine gerilemesi etkili oldu.</p>
<p>ABD&#8217;de Intercontinental Exchange&#8217;te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 3,0 artarken pamukta yüzde 5,2 ve kahvede yüzde 4,7 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise yüzde 7,0 düştü.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Havalimanı günlük uçuş sayısında Avrupa&#8217;nın en yoğun havalimanı</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/06/istanbul-havalimani-gunluk-ucus-sayisinda-avrupanin-en-yogun-havalimani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:47:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137869</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatının (EUROCONTROL) 24-30 Ağustos&#8217;a ilişkin &#8220;Avrupa Havacılık Raporu&#8221; yayımlandı. Rapora göre, İstanbul Havalimanı günlük ortalama 1689 uçuşla Avrupa&#8217;nın en yoğun havalimanları arasında ilk sırada yer aldı. İstanbul Havalimanı&#8217;nı günlük 1437 uçuşla Paris Charles de Gaulle, 1419 uçuşla Amsterdam, 1329 uçuşla Londra Heathrow ve 1320 uçuşla Frankfurt havalimanları takip etti. Antalya Havalimanı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137870" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_4b9cb5e66eb7d28597705090ab63d4a5.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_4b9cb5e66eb7d28597705090ab63d4a5.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_4b9cb5e66eb7d28597705090ab63d4a5-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_4b9cb5e66eb7d28597705090ab63d4a5-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatının (EUROCONTROL) 24-30 Ağustos&#8217;a ilişkin &#8220;Avrupa Havacılık Raporu&#8221; yayımlandı.</p>
<p>Rapora göre, İstanbul Havalimanı günlük ortalama 1689 uçuşla Avrupa&#8217;nın en yoğun havalimanları arasında ilk sırada yer aldı.</p>
<p>İstanbul Havalimanı&#8217;nı günlük 1437 uçuşla Paris Charles de Gaulle, 1419 uçuşla Amsterdam, 1329 uçuşla Londra Heathrow ve 1320 uçuşla Frankfurt havalimanları takip etti.</p>
<p>Antalya Havalimanı da günlük 1032 uçuşla Avrupa&#8217;nın en yoğun 9&#8217;uncu havalimanı olarak belirlendi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyon oranının yıl sonunda yüzde 28,4 olmasını bekliyoruz</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/06/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-enflasyon-oraninin-yil-sonunda-yuzde-284-olmasini-bekliyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:46:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137865</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program&#8217;ı (OVP) açıkladı. OVP&#8217;nin her yıl olduğu gibi bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137866" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_027fe2e38dc8d37825330f7c535ea60a.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_027fe2e38dc8d37825330f7c535ea60a.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_027fe2e38dc8d37825330f7c535ea60a-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_027fe2e38dc8d37825330f7c535ea60a-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program&#8217;ı (OVP) açıkladı.</p>
<p>OVP&#8217;nin her yıl olduğu gibi bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının müşterek çalışmasıyla hazırlandığını belirten Yılmaz, &#8220;Hazırlık sürecine bakanlıklarımız ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız önemli katkı sunmuş, özel sektör ve meslek kuruluşlarımızın görüş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Ortak aklı ve katılımcılığı esas alan bir anlayışla hazırladığımız Programımızda, ilgili tüm taraflarla yürüttüğümüz istişareler de politika ve tedbirlerimize yansıtılmıştır.&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Sunumda öncelikle dünya ekonomisindeki mevcut görünüme değinileceğini, ardından uygulamakta oldukları program kapsamında bugüne kadar kaydettikleri mesafe ve sonrasında 2027-2029 dönemine ilişkin makroekonomik hedefleri paylaşacaklarını aktaran Yılmaz, belirlenen hedeflere nasıl ulaşacaklarına dair öncelikli reform alanlarını, planlanan politika ve tedbirleri ortaya koyacaklarını söyledi.</p>
<p>Gelecek üç yıla ilişkin temel politika belgesi olan OVP&#8217;nin, Kalkınma Planı doğrultusunda hazırlanan ve her yıl güncellenen üç yıllık bir politika çerçevesi sunduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>“Program, makroekonomik hedef ve tahminlerimizi, gelir ve gider ile borçlanma görünümünü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını ve reform gündemimizi ortaya koymakta, aynı zamanda bütçe sürecinin temel çerçevesini oluşturmaktadır. Dünya ekonomisi, son dönemde ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı ve risklerin tarihi yüksek seviyelere çıktığı yeni bir süreçten geçmektedir. Türkiye ekonomisi de elbette dünyadan ve bölgemizde yaşanan bu gelişmelerden bağımsız değildir. Özellikle bölgemizde yaşanan savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri, enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyon görünümünden büyüme beklentilerine kadar birçok alanda hissedilmektedir. Bunun yanında geleneksel tarife artışlarının yanında yeni nesil korumacılık eğilimleri ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler de küresel görünümü etkilemektedir.”</p>
<h2>“64,3 dolar olarak varsaydığımız Brent petrol 89,3 dolara yükseldi”</h2>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, programın makroekonomik çerçevesini oluştururken, geçen yıl esas aldıkları varsayımların bu yılın başında bölgedeki savaş başta olmak üzere yıl içerisinde yaşanan hadiseler doğrultusunda güncellendiğini bildirerek, şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Geçtiğimiz OVP&#8217;deki varsayımların başında gelen küresel büyüme tahmini yüzde 3,1&#8217;den yüzde 3&#8217;e geriledi. Ticaret ortaklarımızın büyüme tahmini yüzde 2,4&#8217;ten yüzde 1,6&#8217;ya, Avro Bölgesi büyümesi yüzde 1,2&#8217;den yüzde 0,9&#8217;a gerilerken bölgemizde yaşanan savaşın etkisinin en belirgin görüldüğü Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) ülkelerinde ise yüzde 3,4 olarak öngörülen büyüme, yüzde eksi 0,5&#8217;e kadar geriledi. Geçtiğimiz yıl OVP&#8217;yi hazırlarken uluslararası kuruluşların tahminleriyle uyumlu olarak 2026 yılı için 64,3 dolar olarak varsaydığımız Brent petrol fiyatı ortalamada 89,3 dolara yükseldi. Enerji dışı emtia fiyatlarında yüzde 5,7 oranında düşüş beklerken, bugün yüzde 18,6 oranında bir artış öngörülmektedir. Küresel enflasyon tahmini ise bu gelişmelere bağlı olarak yüzde 3,6&#8217;dan yüzde 4,7&#8217;ye yükselmiş durumdadır.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/09/06/a356b8fcdb3f6088c5ace3895ed47606.jpg" width="1200" height="800" /></p>
<h2>“2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik”</h2>
<p>Özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskıların ve Türkiye&#8217;nin başlıca ticaret ortaklarındaki zayıflamanın doğal olarak 2026 yılı tahminlerine de yansıdığını hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3&#8217;e gerilerken, yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4&#8217;e yükseldi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerinde doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken, dış ticaret açığı tahminimiz 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 2,6&#8217;ya güncelledik. Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir. Bu güncellemeler programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir. Nitekim geçtiğimiz yıl öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji ve emtia şoku, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave bir yük oluşturmuştur. Buna rağmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir.”</p>
<h2>“İhracatımızı şoklara daha dayanıklı hale getirme çabamız devam edecek”</h2>
<p>Yılmaz, 2026 yılının hem küresel büyümenin hem de dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir yıl olarak karşılarına çıktığının altını çizerek, &#8220;Bununla birlikte, 2027 yılına ilişkin beklentiler küresel görünümde yeniden bir toparlanmaya işaret etmektedir. Küresel büyümenin yüzde 3,4&#8217;e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3&#8217;e yükselmesi beklenmektedir. Özellikle küresel ticarette beklenen bu canlanmanın, dış talep koşullarının iyileşmesine ve ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluşmasına katkı sağlamasını bekliyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin ihracatının yaklaşık yüzde 96&#8217;sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarının ağırlıklı büyümesinin 2025 yılındaki yüzde 2,4 seviyesinden 2026 yılında yüzde 1,6&#8217;ya gerilemesini beklediklerini anlatan Yılmaz, şunları paylaştı:</p>
<p>“2027 yılında ise dış talep koşullarının yeniden iyileşmesiyle bu oranın yüzde 2,8&#8217;e yükselmesini öngörüyoruz. Bu zayıflama, ihracatımızın yaklaşık yüzde 43&#8217;ünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği ile yüzde 22&#8217;sini gerçekleştirdiğimiz MENA Bölgesinde özellikle dikkat çekicidir. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği&#8217;nde 2025 yılında yüzde 1,6 olarak gerçekleşen büyümenin 2026 yılında yüzde 1,2&#8217;ye gerilemesi, 2027 yılında ise sınırlı bir toparlanmayla yüzde 1,4 seviyesine yükselmesi beklenmektedir. MENA Bölgesinde ise savaşın ve jeopolitik gerilimlerin ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi çok daha belirgindir. 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyen bölge ekonomisinin, 2026 yılında yüzde 0,5 oranında daralacağı tahmin edilmektedir. 2027 yılında beklenen yüzde 7,3&#8217;lük güçlü büyümede ise 2026 yılındaki bu sert daralmanın oluşturacağı baz etkisinin önemli rol oynayacağını değerlendiriyoruz. Dolayısıyla, AB ve MENA bölgelerinin toplam ihracatımızın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu dikkate alındığında 2026&#8217;da ihracatçılarımızın oldukça zorlu bir dış talep ortamına rağmen başarılı bir performans sergiledikleri görülmektedir. Yıllar içerisinde ihracat pazarlarını çeşitlendiren ülkemizin mevcut pazardaki güçlü konumunu korurken, yeni pazarlara erişimini artırma, ihracatımızı bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirme çabamız önümüzdeki dönemde de devam edecek.”</p>
<h2>“Savaşla jeopolitik risk endeksi çok hızlı yükseldi”</h2>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, küresel ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olan unsurlardan birinin de jeopolitik risklerde yaşanan belirgin artış olduğuna dikkati çekerek, şunları dile getirdi:</p>
<p>&#8220;Savaşın başlamasıyla birlikte jeopolitik risk endeksinin çok hızlı bir şekilde yükseldiğini görüyoruz. Savaş öncesinde uzun dönem ortalaması etrafında seyreden endeks, savaşın ardından tarihsel ortalamasının oldukça üzerine çıkmış ve yüksek bir oynaklık yükselmiştir. Jeopolitik gerilimler enerji ve emtia piyasalarından ticaret ve lojistik hatlarına, yatırım kararlarından finansal piyasalara kadar birçok kanal üzerinden dünya ekonomisine yayılmaktadır. Bu gelişmeleri ve oluşturabilecekleri ilave riskleri yakından takip ediyor, etkileri sınırlandırıcı tedbirler alıyor, ekonomi politikalarımızı farklı senaryoları dikkate alan, dışsal şoklara karşı dayanıklılığı güçlendiren bir anlayışla yürütüyoruz. Küresel arz koşullarından kaynaklanan fiyat hareketlerinin bir taraftan enerji ithalat maliyetlerimizi ve dış ticaret dengemizi etkilerken, diğer taraftan üretim ve ulaştırma maliyetleri üzerinden enflasyon görünümüne de yansımaktadır. Nitekim geçtiğimiz yıl 2026 yılı için 63 milyar dolar olarak öngördüğümüz enerji ithalatı tahminimizi, bu yıl 71 milyar dolara güncellememizde de bu gelişmeler etkili olmuştur.&#8221;</p>
<h2>“Göstergeler, programımızın somut sonuçlar ürettiğini ortaya koymakta”</h2>
<p>&#8220;Programımızı hayata geçirdiğimiz günden bu yana temel önceliğimiz, makroekonomik istikrarı güçlendirmek, ekonomide dengelenmeyi sağlamak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek ve kazanımlarımızı sürdürülebilir hale getirmek olmuştur&#8221; ifadesini kullanan Yılmaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Paylaşacağı göstergeler, son dönemde karşı karşıya kaldığımız ilave dışsal şoklara rağmen programımızın temel alanlarda somut sonuçlar üretmeye devam ettiğini ortaya koymaktadır. Programımız kapsamında yatırımların tüketimin üzerinde seyrettiği, dolayısıyla büyümenin kompozisyonunda daha dengeli, üretken ve sürdürülebilir bir yapının öne çıktığını görmekteyiz. Yeni yatırımlar üretim kapasitesini genişletmekte, teknolojik dönüşümü ve verimlilik artışını desteklemekte, aynı zamanda yeni istihdam imkanları oluşturmaktadır. Nitekim son yıllarda Toplam Faktör Verimliliğinin (TFV) büyümemize daha fazla olumlu etkide bulunduğunu görüyoruz. Baktığımız zaman 2026&#8217;da öngördüğümüz 3,3&#8217;lük büyümenin 1,2 puanını Toplam Faktör Verimliliği kaynaklı olduğunu görüyoruz. Tüketim ağırlıklı bir yapı yerine üretim kapasitesini artıran yatırımların öne çıkması, enflasyonla mücadeleyi destekleyen, dış denge üzerindeki baskıları sınırlayan ve potansiyel büyümemizi yükselten daha sağlıklı bir makroekonomik görünüm sunmaktadır.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/09/06/75120f9661156d22fff01842b8e87241.jpg" width="1200" height="800" /></p>
<h2>“Risk primimiz 220 seviyesinin de altına inmiştir”</h2>
<p>Yılmaz, &#8220;Uyguladığımız politikalar çerçevesinde TL&#8217;ye güven artmaya devam etmiş, TL mevduatımızın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5 seviyesine yükselmesi izlediğimiz politikaların isabetli olduğunun somut göstergesi olmuştur.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Koşullu yükümlülüklerden olan KKM&#8217;den çıkışın sorunsuz şekilde tamamlandığını anımsatan Yılmaz, &#8220;Kararlılıkla uyguladığımız politikalarla küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen brüt rezervlerimiz 89,7 milyar dolar artarak, 188,2 milyar dolara ulaşmıştır. Rezervlerde sağlanan bu güçlü artış ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını desteklemektedir. Jeopolitik gerilimlere rağmen risk primimiz de önemli ölçüde gerilemiş ve 700&#8217;lü seviyelerden 220 seviyesinin de altına inmiştir. Bu önemli gelişme gerek kamu gerekse özel kesimin yabancı para cinsi borçlanmasında faiz yükünü aşağıya çekmiştir.&#8221; dedi.</p>
<h2>“Yıllıklandırılmış ihracatımız ağustos itibarıyla 280 milyar dolara ulaşmıştır”</h2>
<p>Kaydettikleri mesafenin önemli göstergelerinden birinin de ihracattaki olumlu seyir ve ihracatın teknoloji kompozisyonundaki iyileşme olduğuna işaret eden Yılmaz, şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Yıllıklandırılmış ihracatımız, ticaret ortaklarımızdaki belirgin yavaşlamaya ve zorlu dış talep koşullarına rağmen ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. İhracatımız nitelik olarak da güçlenmiş ve 2024 Ağustos&#8217;unda yüzde 40 seviyesinde olan orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatımız içerisindeki payı, 2026 Ağustos ayı itibarıyla yüzde 44,1&#8217;e ulaşmıştır. Böylece bir taraftan ihracatımızı artırıyor, diğer taraftan ihracatımızı daha yüksek teknoloji ve katma değere dayalı bir yapıya dönüştürüyoruz. İhracatımızdaki güçlü performansa rağmen enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş, dış dengemiz üzerinde geçici bir baskı oluşturmuştur. Cari işlemler açığının milli gelire oranı 2024 yılı Haziran ayında yüzde 1,8, 2025 yılı Haziran ayında ise yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla bu oran yüzde 2,3&#8217;e yükselmiştir. Bu yükselişin içerisinde 0,7 puanlık farkın savaş nedeniyle geldiğini hesaplamaktayız. Dolayısıyla bunu çıktığımız zaman yapısal bir bozulma olmadığını net bir şekilde görüyoruz. Ayrıca, mevcut seviyenin, 2000-2025 dönemi uzun dönem ortalaması olan yüzde 3,2&#8217;nin belirgin altında ve yönetilebilir seviyede olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Dolayısıyla dış dengede daha dayanıklı bir yapı söz konusudur.”</p>
<p>Programın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede önemli mesafe katettiklerini belirten Yılmaz, Mayıs 2024&#8217;te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun, uygulanan politikalarla belirgin düşüş eğilimine girdiğini ifade etti.</p>
<p>Yılmaz, enflasyondaki güçlü düşüş eğiliminin savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle geçici olarak yataylaştığını, 2026 Ağustos itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti.</p>
<p>&#8220;2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyelerinde olmasını bekliyoruz.&#8221; değerlendirmesinde bulunan Yılmaz, TÜFE sepetinin yüzde 34,5&#8217;ini oluşturan gıda, akaryakıt, doğal gaz ve ulaştırma hizmetlerinden oluşturdukları endekste savaş kaynaklı belirgin bir yükseliş gördüklerini söyledi.</p>
<p>Buna karşılık, savaştan doğrudan etkilenen bu kalemleri dışarıda bıraktıklarında, enflasyonun ana eğilimindeki aşağı yönlü seyrin devam ettiğini gördüklerini dile getiren Yılmaz, mevcut verilerin son dönemde manşet enflasyondaki düşüşün yavaşlamasında, programın temel dinamiklerinden ziyade, savaşın doğrudan etkilediği ve TÜFE sepetinde önemli bir ağırlığa sahip olan kalemlerden gelen ilave fiyat baskılarının etkili olduğunu gösterdiğini ifade etti.</p>
<p>Yılmaz, &#8220;Merkez Bankamıza göre savaşın enflasyon üzerindeki maliyeti, doğrudan ve dolaylı etkileri yaklaşık 7 puan olarak hesaplanmıştır. Arz şoklarının etkisinin zayıflamasıyla birlikte, uyguladığımız sıkı ve koordineli politika çerçevesinin desteğiyle enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden belirginleşmesini bekliyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>Bir önceki OVP&#8217;de 2025 yılı için bütçe açığının milli gelire oranının, yüzde 0,8 seviyesindeki deprem harcamalarına rağmen 2025 yıl sonunda yüzde 2,9 oranında gerçekleştiğini hatırlatan Yılmaz, bu gelişmede, deprem kaynaklı harcamalar sürerken, diğer harcamalar üzerinde alınan ilave tedbirlerin etkili olduğunu söyledi.</p>
<p>Yılmaz, Tasarruf Genelgesi&#8217;yle harcama disiplinini güçlendirdiklerini, Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemi ile 260 kamu idaresini yakından takip ettiklerini aktardı.</p>
<h2>“Programımızı kararlılıkla ve bütüncül bir anlayışla sürdürüyoruz”</h2>
<p>Tedbirlerin uygulanmasına yönelik denetimlerin aralıksız sürdürüldüğünü, bugüne kadar 2 bin 16 harcama biriminde denetim gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, denetim raporlarının Cumhurbaşkanlığı ve ilgili idarelerle paylaşıldığını kaydetti.</p>
<p>Genelge kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6&#8217;dan, 2024 yılında yüzde 3,1&#8217;e, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine gerilediğini anımsatan Yılmaz, bu yöndeki kararlılığı gelecek dönemde de sürdüreceklerini vurguladı.</p>
<p>Cevdet Yılmaz, şunları ifade etti:</p>
<p>&#8220;2002 yılında 238 milyar dolar ekonomik büyüklüğümüz ve 3600 dolar civarında kişi başına gelirimiz vardı. 2026 yılı sonunda milli gelirimizin Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasını, kişi başına milli gelirimizin de yine ilk kez 20 bin doları geçmesini bekliyoruz. Türkiye&#8217;nin 2026 yılında da yüksek gelirli ülkeler grubu eşiğini aşmasını bekliyoruz. Bu rakamlarla 2026 yılında dünyada nominal olarak 16&#8217;ncı büyük ekonomi, satın alma gücü paritesine göre ise 11&#8217;inci ekonomi konumumuzu da sürdüreceğiz. Bu tabloyu yalnızca rakamsal bir büyüme olarak değerlendirmiyoruz. Ülkemizin üretim kapasitesinin, girişimcilik gücünün ve ekonomik potansiyelinin ulaştığı seviyenin önemli bir göstergesi olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğiyle ortaya koyduğu vizyonla programımızı, 2023 yılından bu yana kararlılıkla ve bütüncül bir anlayışla sürdürüyoruz.&#8221;</p>
<h2>“İstihdamı artıracak, atıl iş gücünü azaltacağız”</h2>
<p>Yılmaz, bu süreçte, kırılganlıkları azaltırken makroekonomik istikrarın sürdürülmesi ve büyümenin dengeli kompozisyonunun sağlanması, enflasyondaki belirgin gerileme, dış dengenin güçlendirilmesi, rezervlerin artırılması ve finansal dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarında önemli mesafeler kaydettiklerinin altını çizdi.</p>
<p>Gelecek dönemde temel hedefin, fiyat istikrarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek ve mali disiplini güçlü bir şekilde muhafaza etmek olduğunu belirten Yılmaz, büyümenin toplumun tüm kesimlerine daha güçlü şekilde yansıması amacıyla istihdamı artıracaklarını, atıl iş gücünü azaltacaklarını söyledi.</p>
<p>Enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğini güçlendirecek ve arz şoklarının ekonomi üzerindeki etkilerini en aza indirecek politikaları sürdüreceklerini dile getiren Yılmaz, programda öngördükleri rekabet gücünü yükselteceklerini kaydetti.</p>
<p>Yılmaz, istikrarsızlığın ve belirsizliğin arttığı bir küresel ortamda, siyasi istikrar ve öngörülebilir politikalar ile oluşturulan bu çerçevenin, fırsatların değerlendirilmesi ve ülkenin cazibesinin artırılmasına katkı sunacağını vurguladı.</p>
<p>&#8220;Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&#8221; ile vergi mimarisinde küresel ölçekte çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdiklerini anımsatan Yılmaz, düzenlemelerle uluslararası doğrudan yatırımları artırmayı, rekabetçi bir transit ticaret merkezi oluşturmayı, küresel yeteneklerin, girişimcilerin, teknoloji şirketlerinin ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarını Türkiye&#8217;ye çekmeyi amaçladıklarını vurguladı.</p>
<h2>“Yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz”</h2>
<p>Yılmaz, vergiye uyumu güçlendirmek ve yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye&#8217;ye getirilerek milli ekonomiye kazandırılmasını teşvik etmek için düzenlemeler yaptıklarını hatırlattı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>“2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin, kademeli olarak güçlenerek 2027 yılında yüzde 4,2&#8217;ye, 2028 yılında yüzde 4,6&#8217;ya ve 2029 yılında yüzde 5&#8217;e ulaşmasını öngörüyoruz. Yeni Program döneminde makroekonomik istikrarla uyumlu, üretim kapasitesi ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan sürdürülebilir bir büyüme anlayışı içindeyiz. Bunun için büyümenin niteliğini de dönüştürüyoruz. Tarımda teknoloji ve verimlilik artışını, sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun yükselmesini, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla ön plana çıkmasını sağlayacağız. Beşeri sermayemizi güçlendirirken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımları açısından ön açıcı ve tamamlayıcı hale gelmesine özen göstereceğiz. Bu yaklaşımın merkezinde verimlilik yer alıyor. Kaynaklarımızı daha etkin kullanan, teknolojiyi üretim süreçlerine güçlü biçimde dahil eden ve toplam faktör verimliliğini kalıcı olarak artıran bir ekonomik yapı oluşturmayı hedefliyoruz.”</p>
<p>Program döneminde her yıl ortalama toplam faktör verimliliğinin 1,1 puanlık büyüme desteği getirmesini bekledilerini aktaran Yılmaz, &#8220;Büyüme kadar öncelik verdiğimiz bir diğer temel alan ise istihdamdır. 2026 yılında yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğimiz işsizlik oranını, 2027’de yüzde 8&#8217;e, 2028&#8217;de yüzde 7,8&#8217;e ve 2029&#8217;da yüzde 7,6&#8217;ya düşürmeyi hedefliyoruz. Program döneminde ekonomimize yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam kazandırarak iş gücü piyasasına daha fazla bireyin katılımını sağlamayı ve toplumsal refahı artırmayı amaçlıyoruz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sürdürülebilir büyüme hedefiyle programın önceliğinin dezenflasyon sürecini kararlılıkla sürdürerek fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis etmek olduğunu belirten Yılmaz, &#8220;2026&#8217;da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesini öngördüğümüz enflasyonun, 2027 yılında yüzde 21&#8217;e, 2028 yılında yüzde 13,5&#8217;e ve 2029 yılında yüzde 9&#8217;a gerileyerek Program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz.&#8221; dedi.</p>
<h2>“Disiplinli mali duruşu sürdürmeyi öngörüyoruz”</h2>
<p>Yılmaz, bölgedeki savaşın etkisinin azalmasıyla cari işlemler açığının yeniden kademeli olarak gerilemesini, 2027&#8217;de yüzde 1,9&#8217;a, 2028 yılında yüzde 1,8&#8217;e ve 2029 yılında yüzde 1,6&#8217;ya düşmesini öngördüklerini söyledi.</p>
<p>Programda, bütçe açığının kademeli bir şekilde düşürülmesini hedeflediklerini aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Geçtiğimiz yıl 2026 için yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığımızın milli gelire oranının, aldığımız tedbirlerle yüzde 3,1 olarak gerçekleştirmeyi bekliyoruz. Kalan deprem harcamaları 2027 bütçesine de yansıyacak olmasına rağmen benzer bir yaklaşımla önümüzdeki yılda da hedeflenenden daha iyi bir bütçe açığı için gerekli çabayı göstereceğiz. Geçen yıl 3,5 demiştik, bu yıl 3,1 olacak. Gördüğünüz gibi bazı hedeflerde de olumlu yönde sapmalar yaşıyoruz. Gelecek yıl için de 3,5 diyoruz ama daha iyi performans göstermek için gayretimizi ortaya koyacağız.”</p>
<p>Afet sonrası dönemde devam eden ihtiyaçlar süratle karşılanırken, savunma, personel giderleri ve sosyal güvenlik harcamalarındaki artışa rağmen alınacak ilave tedbirlerin etkisiyle disiplinli mali duruşu sürdürmeyi öngördüklerini belirten Yılmaz, &#8220;2027&#8217;de yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığımızın milli gelire oranını, program dönemi sonunda yüzde 2,8&#8217;e düşürmeyi hedefliyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>
<h2>“Ekonomimizin ölçeğini önemli ölçüde büyüteceğiz”</h2>
<p>Yılmaz, 2023-2026 yılları arasında depremin yol açtığı kayıp ve zararın telafi edilmesi ile afet risklerinin azaltılmasına yönelik 2026 yılı fiyatlarıyla toplam 5,4 trilyon Türk lirası (104 milyar dolar) tutarında harcama yapılmış olacağının tahmin edildiğini söyledi.</p>
<p>Bu tutarın büyük ölçüde yeniden inşa edilen konut ve iş yerleri ile yenilenen kamu altyapısı için yapılan harcamalardan oluştuğunu belirten Yılmaz, 2027 sonunda bu rakamın 116 milyar doları aşacağının tahmin edildiğini kaydetti.</p>
<p>Depremle ilgili kalan ihtiyaçların karşılanması için 2027&#8217;de de kaynak ayrılacağını dile getiren Yılmaz, &#8220;Son 4 yıla bakıldığında 25-26 milyar dolar her yıl depreme para harcamışız. Gelecek yıl bunun 10 milyar dolara düşeceği görülüyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Programın kararlılıkla uygulanmasıyla, dönem sonunda daha fazla istihdam üreten, ekonomik ölçeğini büyüten ve oluşturduğu refahı toplumun geneline daha güçlü biçimde yansıtan bir Türkiye hedeflediklerini vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu dönemde 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulmasını ve işsizlik oranının yüzde 8&#8217;in altına gerilemesini öngörüyoruz. Üretim kapasitemizi, verimliliğimizi ve rekabet gücümüzü artırmaya yönelik politikalarımızla ekonomimizin ölçeğini de önemli ölçüde büyüteceğiz. Program dönemi sonunda milli gelirimizi 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatımızı ise 450 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz.”</p>
<h2>“Enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesini öngörüyoruz”</h2>
<p>Esas hedeflerinin büyümeyi vatandaşların yaşam standartlarına yansıyan kalıcı sosyal refah artışına dönüştürmek olduğunu belirten Yılmaz, &#8220;Bu doğrultuda kişi başına milli gelirin 25 bin dolar seviyesine ulaşmasını, artan refahın geniş toplumsal kesimlere yansıtılmasını ve enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere gerilemesini öngörüyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>Yapay zeka destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, ham madde, işgücü ve makine kullanımında verimliliği artırırken düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştıracaklarını dile getiren Yılmaz, bu dönüşümün gerektirdiği beşeri ve fiziki altyapıyı da eş zamanlı olarak güçlendireceklerini söyledi.</p>
<p>İmalat Sanayii Güçlendirme Programını hayata geçirdiklerini anımsatan Yılmaz, bu yılki OVP’nin en temel vurgularından birinin bu yaklaşım olacağını kaydetti.</p>
<p>İmalat Sanayii Finansman Desteği Programı kapsamında 250 milyar lira büyüklüğünde ilave kredi desteği sağladıklarını aktaran Yılmaz, &#8220;İhracatçımıza düşük faizli reeskont kredisi sunarken, orta-yüksek ve yüksek teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımlarına yönelik olarak 3 yıl için ayırdığımız 750 milyar liralık YTAK kredilerini kullandırmaya devam edeceğiz.&#8221; dedi.</p>
<p>Daha müreffeh ve kapsayıcı bir ekonomik yapının tesisinde güçlü ve etkin işleyen bir iş gücü piyasasının taşıdığı önemin bilinciyle, istihdam politikalarını dört temel eksen üzerine inşa ettiklerini aktaran Yılmaz, bu eksenlerden birincisinin iş gücünün beceri uyumunun iyileştirilmesi, ikincisinin yeni nesil çalışma biçimleri ve sektörel dönüşümlere uyumun sağlanması, üçüncüsünün işgücüne katılımda güçlük yaşayan kesimlerin istihdamının desteklenmesi, dördüncüsünün ise atıl işgücünün azaltılması olduğunu belirtti.</p>
<p>Yılmaz, geçen sene OVP&#8217;de atıl iş gücüne başlık açtıklarını ve bu kapsamda çalışmalarını güçlendirerek devam ettirdiklerini vurguladı.</p>
<p>Birçok tedbir olduğunu dile getiren Yılmaz, &#8220;Özellikle üçünün altını çizmek isterim. Birincisi, üretim kültürünü ve emeğin değerini her çerçevede vurgulamamız gerekiyor, eğitim sisteminden iletişim politikalarımıza kadar. Alın teri döken, emek harcayan insanların gerçek kahramanlar olduğunu bizim her fırsatta ortaya koymamız lazım. İkincisi mesleki eğitim. Mesleki eğitimi çok güçlü bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor insanımızı yeniden bu üretime, emek piyasalarına çekmek için. Üçüncüsü de bakım hizmetleri. Özellikle kadınlar için çocuk bakım hizmetlerinin çok daha güçlü bir şekilde devreye alınması atıl iş gücünün azaltmasında önemli bir etki yapacaktır diye bekliyoruz.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yılmaz, programın önceliği olan fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis etmek ve enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek için para, maliye ve gelirler politikalarını güçlü bir eş güdüm içerisinde uygulamaya devam edeceklerini vurgulayarak, bu süreçte enflasyon beklentilerinin hedefleriyle uyumlu biçimde çıpalanmasının özel önem taşıdığını ifade etti.</p>
<p>Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ile tarımsal ürünlerin alım fiyatlarında Program hedefleriyle uyumu gözeteceklerini belirten Yılmaz, &#8220;Vatandaşlarımızın günlük hayatında en doğrudan hissettiği alanlardan biri olan gıda fiyatlarında ise arz yönlü politikaları daha güçlü biçimde devreye alacağız. Tarımsal üretimde verimliliği artırarak üretim planlamasını güçlendirerek ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımları hızlandırarak gıda fiyatlarındaki oynaklığı sınırlamayı hedefliyoruz. Böylece kaliteli gıdaya makul fiyatlarla erişimi kolaylaştırırken özellikle düşük gelirli vatandaşlarımızın bütçesindeki yükün hafiflemesini sağlayacağız.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Program döneminde makroihtiyati politika araçlarını para politikası duruşunu destekleyecek şekilde etkin olarak kullanmayı sürdüreceklerini aktaran Yılmaz, yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansmana erişim koşullarının iyileşmesini destekleyeceklerini bildirdi.</p>
<h2>“Program döneminde sermaye piyasalarımızı daha etkin bir yapıya kavuşturacağız”</h2>
<p>Yılmaz, aynı zamanda yurt içi tasarruflarını artırarak finansal sistemin kaynak tabanını güçlendirmeyi hedeflediklerini, finansal okuryazarlığı yaygınlaştıracak, uzun vadeli tasarrufları teşvik edecek mekanizmaları destekleyeceklerini söyledi.</p>
<p>Finansal istikrarın güçlendirilmesinde bankacılık sektörüne ilişkin düzenlemelerde uluslararası normlarla uyumu gözetirken banka dışı finansal kuruluşlara yönelik düzenleyici çerçeveyi geliştireceklerini ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarımızı devam ettirirken ödeme sistemlerinin ve finansal teknoloji ekosisteminin güvenli ve yenilikçi şekilde gelişmesini destekleyeceğiz. Program döneminde sermaye piyasalarımızı da daha derin ve etkin bir yapıya kavuşturacağız. Düzenleyici çerçeveyi piyasa işleyişini güçlendirecek şekilde gözden geçirecek, Türk lirası tasarruf ve yatırım araçlarını çeşitlendirecek ve şirketlerimizin sermaye piyasalarının sunduğu finansman imkanlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacağız.”</p>
<p>Yılmaz, dış ticarette önceliklerinin rekabet gücünü daha da artırmak, ihracatı nitelik açısından daha güçlü bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.</p>
<p>Bu doğrultuda ihracatta yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin payını artıracaklarını aktaran Yılmaz, düşük ve orta teknolojili sektörlerin dönüşümünü desteklerken firmaların yeşil ve dijital dönüşüme uyumunu hızlandıracaklarını, küresel değer zincirlerindeki konumlarını güçlendireceklerini vurguladı.</p>
<h2>“Türkiye&#8217;yi küresel ekonominin merkezinde yer alan üretim üssü haline getirmeyi hedeflemekteyiz”</h2>
<p>Yılmaz, Türk malı ve hizmetlerinin uluslararası pazarlardaki bilinirliğini ve marka değerini yükseltecek ihracattaki artışı daha yüksek katma değere ulaştıracak politikaları destekleyeceklerini bildirdi.</p>
<p>Mevcut ticaret anlaşmalarının etkinliğini artıracak, yeni pazarlara yönelik ilişkilerini geliştirecek ve ticaret diplomasisi araçlarını daha hedef odaklı kullanacaklarına işaret eden Yılmaz, &#8220;AB ile ilişkilerimizin derinleştirilmesinin yanı sıra Uzak Ülkeler Stratejisi, özellikle Afrika coğrafyasına yönelik stratejik açılım, Orta Asya ve Türk dünyasıyla ürün ve pazar çeşitliliğini artıracağız. Kritik girdi, ürün ve teknolojilerde yerli üretim kapasitemizi geliştirerek tedarik kaynaklarımızı ve stratejik ticaret koridorlarımızı çeşitlendireceğiz.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yılmaz, lojistik ve dağıtım altyapısını güçlendirirken stratejik bağlantısallık projeleriyle Türkiye&#8217;nin bölgesel ve küresel ticaret ağlarındaki konumunu tahkim edeceklerini belirterek, &#8220;Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, Orta Koridor, Hicaz Demiryolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde demiryolu bağlantısı gibi stratejik hatlara yoğunlaşacağız. Buradaki amacımız Türkiye&#8217;nin o eski köprü imajının yerine cazibe merkezi, yolların kesiştiği bir üretim ve lojistik merkezi olan ülke konumu pekiştirmek olacaktır.&#8221; dedi.</p>
<h2>“Verimliliğimizi yükselten ve ihracat kapasitemizi geliştiren yatırımlara öncelik vereceğiz”</h2>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, program döneminde öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu bir iş ve yatırım ortamının güçlendirilmesini önceliklendirdiklerini, bürokratik süreçleri sadeleştireceklerini ve özellikle dijital imkanları bu noktada daha fazla devreye alarak bu süreçleri etkinleştireceklerini, doğrudan yatırımları sadece miktar olarak değil nitelik olarak da yükseltici politikalar izleyeceklerini kaydetti.</p>
<p>Güçlü Merkez Türkiye yaklaşımlarıyla İstanbul&#8217;u ve özellikle İstanbul Finans Merkezini daha güçlü bir pozisyona taşıyacaklarının altını çizen Yılmaz, &#8220;Tüm bu politikaları izlerken de özel kesimle ve paydaşlarımızla, meslek kuruluşlarıyla çok yakın istişare içerisinde olacağız. Bu süreçte üçer aylık periyotlarla olabilir, özel sektörle, paydaşlarımızla bir araya gelip politikalarımızı ve gelişmelerimizi birlikte değerlendirmeyi de planlıyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>
<h2>“Stratejik alanlarda Ar-Ge ve yerli üretim kapasitemizi geliştireceğiz”</h2>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &#8220;İlk defa açtığımız bir başlık olarak, program döneminde ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı önceleyerek kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltan ve ekonomimizin çoklu şoklara karşı direncini güçlendiren bir yaklaşımı esas alıyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>Bu alanda dört kritik başlığa odaklandıklarını bildiren Yılmaz, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;Birinci odaklandığımız başlık, enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğini güçlendirecek hususlardır. Kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanların yerlileştirilmesine kadar stratejik alanlarda Ar-Ge ve yerli üretim kapasitemizi geliştireceğiz. Bu güvenli ve dayanıklı ekonomi kapsamında ikinci başlığımız gıda arz güvenliğimizi ve tarımsal dayanıklılığımızı artıracak faaliyetlerdir. Üçüncü başlığımız ise kritik teknolojilerde yerli kapasitemizin geliştirilmesidir. Özellikle savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zeka başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yenilik kapasitemizi daha ileriye taşıyacağız. Dördüncü başlık ise ailenin güçlendirilmesi, demografik yapımızın korunması ve şehirlerimizin afetlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesidir. Bu noktada da aile ve nüfus politikalarını destekleyen hususlar söz konusu. Sosyal konut, afete dayanıklı yapılar inşa edilmesi gündemimizde olacak hususlar olacak.&#8221;</p>
<h2>“Vergi sistemimizi gelir dağılımında adaleti gözeten bir yapıda güçlendiriyoruz”</h2>
<p>Yılmaz, kamu maliyesinde, mali disiplinden taviz vermeden verimlilik ve etkinliği en üst düzeye çıkarmayı hedeflediklerinin altını çizerek, harcamalarda tasarruf sağlarken öte yandan afetlere karşı direncin artırılması noktasında gerekli kaynakları ayırdıklarını söyledi.</p>
<p>Öte yandan Yılmaz, İstanbul başta olmak üzere risk azaltıcı kentsel dönüşüm projelerine ivme kazandırmayı planladıklarını aktardı.</p>
<p>Kayıt dışılıkla etkin mücadelenin devam edeceğini bildiren Yılmaz, yapay zeka ve diğer dijital imkanlardan en üst düzeyde faydalanacaklarını ifade etti.</p>
<p>Yılmaz, sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla prim gelirlerini artıracaklarını, sistemi yeni nesil esnek çalışma modellerine uyumlu hale getireceklerini, sağlık alanında da harcamaları etkinleştirmeyi sürdüreceklerini ve KİT&#8217;lerde yönetişim reformunu hayata geçireceklerini kaydetti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &#8220;Özellikle burada enerji KİT&#8217;lerini önceliklendirdiğimizi de ifade etmek isterim. Enerji KİT&#8217;lerimizin dünyada çok daha aktif hale gelmesini küresel şirketler olarak çok daha etkili yönetişim sistemiyle çalışmasını öngörüyoruz. Vergi sistemimizi yatırımı, istihdamı ve büyümeyi desteklerken aynı zamanda gelir dağılımında adaleti de gözeten bir yapıda güçlendiriyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>
<h2>“Sanayi altyapımızı güçlendiriyoruz”</h2>
<p>Ülkenin stratejik ihtiyaçlarını ve vatandaşların doğrudan hayatına dokunan alanları gözeterek bütçeyi şekillendirdiklerini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Gıda arz güvenliği kapsamında sulama yatırımlarını yüzde 42, içme suyu yatırımlarını yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarını ise yüzde 103 oranında artırıyoruz. Enerji, savunma sanayii, yüksek teknoloji ve sanayimizin geleceği açısından kritik öneme sahip madenlerde dışa bağımlılığımızı azaltmak zorundayız. Bu doğrultuda Maden Tetkik ve Arama yatırımlarını yüzde 139 artırıyoruz. Sanayi altyapımızı organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri başta olmak üzere güçlendiriyoruz. Bu kapsamda, sanayi altyapı yatırımlarını yüzde 54 oranında artırıyoruz. Savunma sanayiinde kendi teknolojisini geliştiren, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedefliyoruz. Bu kapsamda savunma harcamalarını yüzde 229 artırıyoruz. Güvenliğin olmadığı yerde ne kalkınma ne demokrasi olur. Özellikle dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konuta erişiminin kolaylaştırılması için sosyal konut yatırımlarını yüzde 150 artırıyoruz. Program çerçevesinde İstanbul&#8217;da başlattığımız kiralık sosyal konut projelerimizi ülke sathına yaymayı planlıyoruz. Sanayi ve ticaretimizin hızlı bir biçimde gelişmesi, bireysel ulaşım konforunun artması için ulaştırma modlarımız içerisinde demiryollarını önceliklendirmiş durumdayız. Nitekim Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı demiryolu projelerine ayırdığımız kaynağı yüzde 49 oranında artırdık.&#8221;</p>
<h2>“Programımızda yer verdiğimiz politika ve reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz”</h2>
<p>Yılmaz, 2027–2029 Orta Vadeli Programı&#8217;nın, ekonomide sağladıkları kazanımları kalıcı hale getirirken gelecek dönemin ihtiyaçlarına güçlü bir şekilde cevap verecek politika çerçevesini ortaya koyduğunu söyledi.</p>
<p>Temel amaçlarının, makroekonomik istikrarı daha da güçlendirirken üretim kapasitelerini ve rekabet güçlerini artırmak, ekonomilerinin potansiyelini yükseltmek ve elde edilen kazanımların vatandaşların refahına daha güçlü biçimde yansımasını sağlamak olduğunu ifade eden Yılmaz, gelecek dönemin küresel ölçekte yeni sınamalar kadar yeni fırsatları da beraberinde getireceğinin farkında olduklarını kaydetti.</p>
<p>Yılmaz, Türkiye olarak bu süreci yalnızca dış gelişmelere uyum sağlayan değil, sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi ve stratejik avantajlarıyla değişen dünya ekonomisinde konumunu daha da güçlendiren bir ülke olarak değerlendirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak, &#8220;Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın güçlü liderliğinde, ilgili bütün kurumlarımızla etkin bir eş güdüm içerisinde çalışarak Programımızda yer verdiğimiz politika ve reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın tüm bu çalışmalarda ortaya koyduğu güçlü, kararlı ve dirayetli liderliği için şükranlarımızı sunuyorum. İnanıyoruz ki, bu süreç sonunda daha fazla üreten, daha fazla ihraç eden, nitelikli istihdam oluşturan, rekabet gücü yüksek ve vatandaşlarımızın refahını kalıcı biçimde artıran bir ekonomik yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Orta Vadeli Program&#8217;ın hazırlık sürecini yürüten Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı başta olmak üzere, süreci müştereken yürüten Hazine ve Maliye Bakanlığı ve katkı sunan tüm bakanlıklara, kamu kurum ve kuruluşlarına meslek kuruluşlarına, sivil toplum kuruluşlarına özel sektör temsilcilerine ve görüş ve önerileriyle Programa katkıda bulunanlara teşekkür etti, 2027–2029 Orta Vadeli Programın hayırlı olması temennisinde bulundu.</p>
<h2>“Programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir”</h2>
<p>Sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardaki artışların enflasyon ortalamasının üstünde olduğunu söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yılmaz, gelecek yıl bu konuda çok daha hassas davranacaklarını ve maliye politikalarının enflasyonla mücadeleye daha fazla katkı sunacağını dile getirerek, &#8220;Arz yönlü politikalar da burada çok kıymetli. Sadece para ve maliye politikası yetmez, bir taraftan da arz yönlü politikalar önemli. Orada da önceliklendirdiğimiz alanlar çok net. Öncelikle gıda üretimi ve arzını artırmak. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığımız ve diğer bakanlıklarımızla yoğun bir çalışma içindeyiz. Gıda konusunu, sulama yatırımlarını önceliklendirdik. Bütün bunlarda, ticaret politikalarımız dahil olmak üzere gerekli tüm enstrümanları kullanmaya kararlıyız.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yılmaz, konutun yine arz yönlü politikalarda çok önemli bir başlık olduğuna işaret ederek, deprem konutlarının bitmesiyle afeti yaşayan illerde kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördüklerini bildirdi.</p>
<p>TCMB&#8217;nin de bu konuda bir çalışması olduğu bilgisini veren Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalar da teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut projesi başladı ama bu süreci yine önceliklendiriyoruz. Bütçemizden destek veriyoruz, bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri ve gelirleri oluşturmaya kararlıyız. Yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme yönünde güçlü bir çaba içindeyiz. Üretken kesimlerin kendi enerjilerini üretmelerinden, yenilenebilir enerji üretmelerinden tutun başka politikalara varıncaya kadar enerjide adımlar atıyoruz. Lojistik alanında maliyetleri düşürmek için demir yollarında özellikle de iltisak hatları dediğimiz, üretim alanlarıyla limanları, pazarlarla üretim alanlarını bağlayan demir yollarını önceliklendirmiş durumdayız. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız bu çerçevede bir yol haritası çıkarmış durumda ve bu projelere öncelikli olarak destek sunuyoruz. Bütüncül bir setimiz var. Para politikaları, maliye politikaları, arz yönlü politikalar, reformlar ve verimliliği artırıcı politikalar. Bu mücadeleyi aynı kararlılıkla ve bütüncül çerçevede yürüteceğiz. Kamunun belirlediği fiyatlarda kural bazlı artışların oluşması için gerekirse ilave düzenlemeler de yapacağız.&#8221;</p>
<h2>Enflasyonda sorun “atalet”</h2>
<p>Yılmaz, &#8220;Türkiye&#8217;nin enflasyon konusunda, savaştan diğer ülkelerden daha fazla etkilenme nedenleri&#8221;nin ise geçmişten gelen yüksek enflasyonun getirdiği &#8220;ataletten&#8221; kaynaklandığını ifade etti.</p>
<p>Enflasyonla mücadelenin neden uzun sürdüğüne ilişkin soru üzerine Yılmaz, şu yanıtı verdi:</p>
<p>&#8220;Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5&#8217;lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/09/06/3874950da4d756e0a85817c6ee996d38.jpg" width="1200" height="800" /></p>
<h2>Yeni OVP&#8217;de güncellemeler var</h2>
<p>Yılmaz, programda &#8220;gelecek dönemde revizyon olup olmayacağına&#8221; ilişkin bir soru üzerine, &#8220;Elbette olabilir, bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye&#8217;ye özgü bir şey de değil, uluslararası kuruluşlar tahminlerini bizden daha çok revize ediyorlar. Bir mevsimde defalarca revize eden kurumlar ve ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Olumlu veya olumsuz gelişmeler her zaman olabilir. Dış faktörler ne olursa olsun temel belirleyici olan sizin programınızdır. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştiremez. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir, burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz, bu OVP&#8217;de sanayiyi, ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın ve ülkemizin şartlarına göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Ancak programımızın ana çerçevesi belli, fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Bu arada büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye ve artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın çok kararlı ve dirayetli yönetimi söz konusu. Önümüzdeki süreçte de aynı anlayışla devam edeceğiz.&#8221; cevabını verdi.</p>
<h2>“Daha gerçekçi bir çerçeve çiziliyor”</h2>
<p>Yılmaz, son dönemde savaşları, dış konjonktürdeki bu olumsuzlukları dikkate alarak geleceğe yönelik enflasyon hedeflerini daha ihtiyatlı belirlediklerini ve daha gerçekçi bir çerçeve çizmeye çalıştıklarını söyledi.</p>
<p>Bu sefer talihlerinin farklı olabileceğini ve olumlu sürprizler yaşanabileceğini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Mevcut durumda dünyada ve Türkiye&#8217;de realite ne ise bunlara göre belli varsayımlarla bir program yapıyorsunuz. Hiçbirimiz kahin değiliz, hiçbirimizin elinde sihirli bir değnek yok. Yarın bir ülkeyle bir başka ülkenin savaşıp savaşmayacağını hiçbirimiz kesin bir şekilde belirleyemeyiz. Yaptığımız şey, tahminler ve varsayımlar üzerinden bir programdır. Varsa uluslararası varsayımlara bakıyoruz, örneğin enerji fiyatlarında uluslararası kuruluşların tahminlerini kullanıyoruz. Uluslararası geçerliliği olan bir tahmin yoksa kendi tahminlerimizi yapıyoruz ve belli varsayımlarla hareket ediyoruz. Bütün programlar böyledir, dünyadaki bütün ülkeler böyle çalışır, biz de aynısını yapıyoruz. Bu çerçeveyi çıkardıktan sonra da gerisi uygulamadır. Uygulama çok önemli. Bütün kurumlarımızın bu programa sahip çıkmasını, her birinin kendi alanında güçlü bir uygulama ortaya koymasını bekliyoruz. Gerçekçi ve tutarlı bir politikalar seti ortaya koyduğumuza inanıyoruz ve bunu kararlı bir şekilde hayata geçireceğiz.&#8221;</p>
<h2>&#8220;Gençliğin Üretim Çağı&#8221; programı gündemde</h2>
<p>Yılmaz, istihdam ve atıl iş gücünü değerlendirirken program döneminde 2,1 milyon istihdam öngördüklerini bildirdi. Tarihsel ortalamalarına bakıldığında, bunun tutarlı bir hedef olduğuna işaret eden Yılmaz, Türkiye ekonomisinin yıllık 700 bine yakın istihdam üretebilen bir ekonomi olduğunu vurguladı. Yılmaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Önümüzdeki dönem için ortaya koyduğumuz büyüme perspektifimiz de istihdamı destekleyici mahiyettedir. Büyümemizin kademeli olarak arttığını ve büyümeyi destekleyici bir perspektif sunduğunu söyleyebiliriz. Ancak sadece büyümeyle yetinmiyoruz, iş gücü piyasasına ilişkin reformların ve yeni çalışma modellerini yaygınlaştırmamızın da özellikle genç istihdamı ile kadın istihdamı gibi konulara destek sunacağına inanıyoruz. &#8216;Gençliğin Üretim Çağı&#8217; dediğimiz yeni ve kapsamlı bir program gündemimizde. Mevcut programlarımızı da özellikle &#8216;İş Gücü Uyum Programı&#8217; başlığı altında etkili bir şekilde kullanıyoruz. Yani büyüme, iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla istihdamdaki bu rakamlara da ulaşacağımıza inanıyoruz.”</p>
<h2>“Atıl iş gücü, işsizlik demek değildir”</h2>
<p>Atıl iş gücü hesaplama yöntemlerine ilişkin olarak da Yılmaz, &#8220;İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. EUROSTAT&#8217;ın yöntemi neyse Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi&#8217;ndeki yöntem neyse Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) o yöntemle hesaplıyor. Gidip soruyor, bir insan iş aramıyorsa bunu işsiz olarak sınıflandırmıyor. Dünyada da böyledir, bizde de böyledir.&#8221; dedi.</p>
<p>Yılmaz, atıl iş gücü kavramının iki unsuru içerdiğine dikkati çekerek, bunların &#8220;potansiyel iş gücü&#8221; ve &#8220;zamana bağlı eksik istihdam&#8221; olduğunu anlattı.</p>
<p>Atıl iş gücünü azaltma yönünde de politikalar ortaya koyduklarını belirten Yılmaz, genç nesillere ve çocuklara emeğin değerinin çok iyi anlatılması gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Yılmaz, iş gücü piyasalarında çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu dile getirerek, &#8220;Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, bunu eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar güçlendirmekle olabilir. Genç nesillerin tarımda, sanayide, bilişimde, hizmetlerde hangi alanda olursa olsun üretmeye daha fazla ilgi duymasını sağlamalıyız.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yaptıkları analizlerde Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere görece daha geri kalmış bölgelerde mesleki eğitimin çok önemli olduğunun ortaya çıktığını vurgulayan Yılmaz, metropol alanlarda ise kadınların çocuk bakım ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğinin görüldüğünü anlattı.</p>
<p>Yılmaz, burada da bir kreş seferberliği başlattıklarını ve bakım hizmetlerini geliştirme yönünde adımlar attıklarını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>&#8220;Atıl iş gücü, işsizlik demek değildir. Muhalefet buna &#8216;geniş tanımlı işsizlik&#8217; diyor. Arkadaşlar, böyle bir şey yok. Bu uluslararası bir tanım değildir. Atıl iş gücü atıl iş gücüdür, işsizlik de işsizliktir. İşsizlik rakamımız uzun süredir tek hanede, bu sevindirici ama atıl iş gücü oranımız yüksek, bunu biz de kabul ediyoruz. Elbette bu bir sorundur ama adını doğru koymak lazım. Bu sorun, atıl iş gücü sorunudur. Buradan iş gücüne katılımı sağlamaya dönük çaba sarf etmemiz gerekiyor ve bu çabayı da çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyoruz.&#8221;</p>
<h2>Soru-cevap</h2>
<p>Sunumunun ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, büyüme ve fiyat istikrarının orta uzun vadede birbiriyle çelişen değil, birbirini destekleyen süreçler olduğunu söyledi. Fiyat istikrarının oluştuğu bir ortamın aynı zamanda öngörülebilirliğin arttığı, yatırım ortamının iyileştiği bir ortam olduğunun altını çizen Yılmaz, dolayısıyla sürdürülebilir yüksek büyüme için fiyat istikrarının önemli bir katkı sunduğunu anlattı.</p>
<p>Yılmaz, kısa vadede bakıldığında, bazı gerilimler ve tercih yapma durumlarıyla karşı karşıya kalınabildiğini vurgulayarak, &#8220;Orta ve uzun vadeli baktığınızda, bu iki süreç aslında birbirini destekleyen süreçlerdir. Büyüme de bir taraftan sağlıklı bir şekilde yapıldığında, arz şoklarını düşürücü, arzı ve verimliliği artırıcı bir çerçevede gittiğinde, enflasyona olumlu katkı sunan konumda olabiliyor.&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Program dönemlerinde kaliteli, sürdürülebilir ve aşırı ısınmaya yol açmayan bir büyümenin gerçekleştiğini aktaran Yılmaz, çıktı açığının pozitif olmasını önemsediklerini ve beklediklerini aktardı.</p>
<p>Yılmaz, büyüme seviyelerinin enflasyonu zorlayıcı değil, enflasyonla uyumlu bir seviye olduğuna işaret ederek, &#8220;Potansiyel büyüme dediğimiz bir kavram var, 2026 için Türkiye&#8217;de yüzde 4,5 olarak hesaplanıyor, bizim gerçekleşmemiz ise bunun altında. Potansiyel büyümemizin 2027&#8217;de yüzde 4,7&#8217;ye çıkmasını beklerken, öngördüğümüz büyüme yüzde 4,2&#8217;dir. Dolayısıyla büyümenin enflasyonu artırıcı bir perspektif ortaya koyduğunu söyleyemeyiz. Gerek seviye gerekse kompozisyon olarak büyüme politikalarımız ile enflasyonla mücadele politikalarımız tutarlı bir çerçevede hazırlandı.&#8221; diye konuştu.</p>
<h2>&#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; ile tüm ülke olumlu etkilenecek</h2>
<p>Terörün en büyük maliyetinin insan kaybı olduğunun altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Şehitlerimizin, gazilerimizin hesabı olmaz, en büyük kayıp insan kaybıdır. Bu vesileyle şehitlerimize Allah&#8217;tan rahmet diliyor, gazilerimize ve şehit yakınlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Bu noktalara gelebildiysek, onların fedakarlıkları sayesinde geldik. Onları bir tarafta tutarak, yalnızca ekonomik boyutuna bakarak konuşuyorum. Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın bu konuda kapsamlı bir çalışması oldu. Uzun süreçli baktığımızda, ülkemize oluşturduğu maliyetin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu ifade etmek isterim. Terörün gündemden kalktığı bir ortam ise tam tersine ekonomik faydalar üretecektir. Terör nasıl doğrudan ve alternatif maliyetler üretiyorsa, ortadan kalkması da olumlu faaliyetler üretecektir. Yıkmak kolay, yapmak o kadar kolay değil ama bunun gerçekleşeceği çok açık. Tüm Türkiye, 86 milyon için bu olumlu etkileri göreceğiz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu için bu etkiler çok daha belirgin olacaktır, çünkü uzun süredir kullanılmayan bir potansiyel harekete geçmiş oluyor. Meralarımız, tarım ve hayvancılığımız ile turizm sektörümüz son derece olumlu etkilenecektir, şimdiden bazı illerimizdeki otellerde yer kalmadığını görüyoruz. Yatırım ortamı iyileşecektir. Güvenliğin olduğu ortam, yatırım ortamının iyileşmesi demektir. Şimdi hem nitelikli insanı hem de sermayeyi bölgenin daha fazla cezbettiğini, özel sektör yatırımları kanalıyla ciddi yatırım ve büyüme etkisi göreceğimizi düşünüyoruz. Sadece Türkiye&#8217;de değil, komşularımızla birlikte tüm geniş coğrafyamızda çok daha müreffeh bir bölgesel kalkınma perspektifine sahip olduğumuzu söyleyebilirim.”</p>
<h2>Bütçe açığındaki yüksekliğin nedeni</h2>
<p>Yılmaz, gelecek yıl bütçe açığının neden yüksek olduğuna ilişkin gelen bir soruyu da yanıtladı. Bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3,5 olarak belirlediklerinin altını çizen Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu yılki gerçekleşme, yüzde 3,1 olacak. Gerçekleşmeye göre baktığımızda, bu yıl bir miktar artış görülebilir yoksa yılbaşı hedefleri aynıdır. &#8216;Gerçekleşmeye göre neden biraz daha yüksek tuttunuz?&#8217; derseniz, savunma harcamalarının artacağı bir döneme giriyoruz, biz de gerekli adımları atmak durumundayız. Ayrıca depremin doğrudan harcamalarının yanı sıra, bahsettiğim o 104 milyar dolarlık harcamanın finansman maliyetlerinin önümüzdeki yıllara yansıması söz konusu. Bu nedenlerle bir miktar gerçekleşmeye göre 0,4 puan üstte görünmektedir, ancak bu oran Maastricht kriteri olan yüzde 3&#8217;e oldukça yakındır. Dünyada ve birçok Avrupa ülkesinde, bütçe açıklarının çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Son olarak, maliye politikalarımızın enflasyonla mücadeleye daha fazla katkı sunacağı bir dönem olacağını düşünüyoruz. Bunun da bütçe açığımız üzerinde bir miktar etkisi olabilir. Ama daha istikrarlı bir ekonomik yapı oluşacaksa, bir miktar daha bütçe açığı yönetilebilir diye düşünüyoruz.”</p>
<h2>“Programı, seçimlerin zamanında yapılacağını öngörerek hazırladık”</h2>
<p>Seçim süreçleriyle ilgili bir soruyu da cevaplayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Biz bu programı hazırlarken, seçimlerin zamanında yapılacağını öngörerek hazırladık. Orada bir spekülatif, bir varsayım içinde olmadık. Seçim tarihinin öne alınması konusu tamamen Meclisimizin takdirindedir bizim şimdiden bir varsayım üretmemiz doğru olmaz. Ancak şunu ifade etmek isterim, bütün bu ekonomik politikaların nihai amacı nedir? Rakamlar büyüsün diye mi yapıyoruz? Hayır. Ekonominin en büyük amacı, insanın ve toplumun refahını iyileştirmektir, insana hizmet etmektir. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın liderliğinde her zaman insan odaklı bir kalkınmadan yana olduk. Geniş toplumsal kesimlerin ihtiyaç ve beklentilerini gözetmeyen bir siyasetin geçerliliği olamaz. Bu talepleri ana politikalarımız çerçevesinde ele alıyor ve kaynaklarımızı maksimum düzeyde bu yönde kullanmaya devam edeceğiz. Fakat bunu birilerinin yaptığı gibi altını doldurmadan, popülist ve aldatıcı söylemlerle yapmıyoruz. Gerçekçi, ayakları yere basan ve sağlıklı bir politika seti üzerinden ilerliyoruz.”</p>
<p>Yılmaz, vatandaşların dünya örneklerine bakmasını önererek, popülist söylemlerle sadece oy avcılığı yapanların ülkeleri ve ekonomileri ne hale getirdiğini hep birlikte gördüklerini söyledi.</p>
<h2>“Gıda güvenliği olmazsa olmaz”</h2>
<p>Deprem harcamalarının 2027 ile sınırlı olup olmadığına değinen Yılmaz, 2027&#8217;de yaklaşık 10 milyar dolar civarında bir harcama öngörüldüğünü ancak ivmenin giderek azaldığını bildirdi.</p>
<p>Yılmaz, son 4 yılda yıllık ortalama 26 milyar dolar harcanırken, gelecek yıl bunun 10-11 milyar dolar seviyesine ineceğini, sonraki yıllarda daha da azalacağını tahmin ettiklerini aktardı.</p>
<p>Ekonomik güvenlik konusunda ise Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu başlık OVP&#8217;ye ilk defa girdi ve önümüzdeki dönemde daha çok tartışacağız. Dünya artık eski liberal küresel düzeninde değil, ülkelerin çok daha korumacı hale geldiği, kritik teknolojilerin, minerallerin ve üretim kapasitelerinin ülkelerarası jeopolitik rekabet aracına dönüştüğü bir dünyadayız. Hürmüz Boğazı, bunun en yakın örneklerinden biridir. Dünyada kutuplaşmaların ekonomi üzerinden arttığını görüyoruz. Bu ortamda, ülkemizin güvenliğini ekonomik güvenlikten ayrı düşünemeyiz. Küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle birlikte, enerji ve su gibi temel kaynaklar ile nadir elementler çok daha önemli hale gelmiş durumda. Gıda yine olmazsa olmaz. Buğday gibi stratejik ürünleri, mutlaka ülkemizin hem üretmesi hem de acil durumlar için depolaması ekonomik güvenlik açısından da çok kritiktir. Ayrıca savunma sanayisi başta olmak üzere, kritik teknolojilerde yola erken çıkmanın avantajını yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesiyle, bugün çok farklı bir noktaya geldik. Savunma sanayisinde elde ettiğimiz teknoloji ve yetkinlikleri, sivil endüstrilere de aktarmak istiyoruz. Bunların başında sağlık endüstrileri geliyor. Burada da kamu alımlarının çok önemli role sahip olduğunu biliyoruz. Kendimizi daha güvende hissedeceksek, diğer kritik teknolojileri de ülkemize kazandırmamız lazım. Burada sadece Türkiye olarak bakmıyoruz, dost ve kardeş ülkelerle ortak platformlarla üreterek gitmek durumundayız. ABD dünyanın en zengin ülkelerinden, buna rağmen F-35&#8217;i üretirken bir platform kurdular. Biz de dahil olmak üzere pek çok ülke burada yer aldı. Biz de önümüzdeki dönem ürün bazlı olarak dost ülkelerle platformlar oluşturmaya, hem geliştirme hem pazarlama açısından dikkat edeceğiz.”</p>
<p>Yılmaz, akademik dünyanın da katkısıyla ekonomik güvenlik kavramını daha rafine hale getirecek ve güçlü şekilde gündemde tutacaklarını sözlerine ekledi.</p>
<div class="x-embed">
<div></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin AB ülkelerine ihracatı ocak-ağustos döneminde 72 milyar dolara yaklaştı</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/06/turkiyenin-ab-ulkelerine-ihracati-ocak-agustos-doneminde-72-milyar-dolara-yaklasti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:37:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137861</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye&#8217;nin ihracatı bu yılın ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 177,9 milyar dolardan 185 milyar dolara çıktı. Söz konusu dönemde AB ülkelerine ihracat yüzde 3,6 artışla 69 milyar 320,8 milyon dolardan 71 milyar 788,5 milyon dolara yükseldi. Böylece Türkiye&#8217;nin AB ülkelerine ihracatı söz &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137862" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_34d9aec0c5f774ccbc5f18e565b90c51.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_34d9aec0c5f774ccbc5f18e565b90c51.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_34d9aec0c5f774ccbc5f18e565b90c51-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_34d9aec0c5f774ccbc5f18e565b90c51-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye&#8217;nin ihracatı bu yılın ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 177,9 milyar dolardan 185 milyar dolara çıktı.</p>
<p>Söz konusu dönemde AB ülkelerine ihracat yüzde 3,6 artışla 69 milyar 320,8 milyon dolardan 71 milyar 788,5 milyon dolara yükseldi. Böylece Türkiye&#8217;nin AB ülkelerine ihracatı söz konusu dönemde yaklaşık 2 milyar 468 milyon dolar artış gösterdi.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde AB ülkeleri arasında en fazla ihracat 13 milyar 576 milyon 381 bin dolarla Almanya&#8217;ya gerçekleştirildi. Almanya&#8217;ya ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,8 arttı.</p>
<p>Almanya&#8217;yı 8 milyar 561 milyon 640 bin dolarla İtalya, 7 milyar 238 milyon 906 bin dolarla İspanya, 6 milyar 925 milyon 832 bin dolarla Fransa ve 4 milyar 891 milyon 962 bin dolarla Romanya izledi.</p>
<p>&#8211; İhracatın oransal olarak en fazla arttığı ülke Malta oldu</p>
<p>Söz konusu dönemde İtalya&#8217;ya ihracat yüzde 4,3, İspanya&#8217;ya yüzde 7,4 ve Fransa&#8217;ya yüzde 5,2 artarken, Romanya&#8217;ya dış satım yüzde 5,5 geriledi.</p>
<p>AB ülkeleri arasında ihracatın oransal olarak en fazla arttığı ülke Malta oldu. Bu ülkeye ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 107 artarak 324 milyon 491 bin dolardan 671 milyon 566 bin dolara çıktı.</p>
<p>Malta&#8217;yı yüzde 32,8 artışla Slovakya, yüzde 25,3 ile Finlandiya, yüzde 17 ile Bulgaristan ve yüzde 14,4 ile Avusturya takip etti.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde Slovakya&#8217;ya ihracat 1 milyar 458 milyon dolara, Finlandiya&#8217;ya 408,7 milyon dolara, Bulgaristan&#8217;a 3 milyar 439 milyon dolara ve Avusturya&#8217;ya 1 milyar 414 milyon dolara ulaştı.</p>
<h2>AB ülkelerinin 17&#8217;sine ihracat artarken, 10&#8217;unda düşüş oldu</h2>
<p>Tutar bazında bakıldığında Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa Türkiye&#8217;nin AB&#8217;deki en büyük ihracat pazarları olmayı sürdürdü. Bu 4 ülkeye gerçekleştirilen toplam ihracat, ocak-ağustos döneminde yaklaşık 36,3 milyar dolara ulaştı.</p>
<p>Bu dönemde AB ülkelerinin 17&#8217;sine ihracat artarken, 10&#8217;unda düşüş kaydedildi.</p>
<p>Söz konusu dönemde AB ülkelerine ihracatta sektörler arasında otomotiv endüstrisi öne çıktı. Sektörün AB ülkelerine ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,5 artarak 19 milyar 188,6 milyon dolardan 20 milyar 60,7 milyon dolara ulaştı.</p>
<p>Otomotiv endüstrisini 9 milyar 63 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 6 milyar 541,7 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon takip etti.</p>
<h2>AB&#8217;ye ihracatını tutar bazında en fazla artıran sektör demir ve demir dışı metaller oldu</h2>
<p>Ocak-ağustos döneminde AB&#8217;ye ihracatını tutar bazında en fazla artıran sektör demir ve demir dışı metaller oldu.</p>
<p>Sektörün AB ülkelerine ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,6 artarak 4 milyar 869,6 milyon dolardan 5 milyar 774,1 milyon dolara çıktı. Böylece sektör, AB&#8217;ye ihracatını yaklaşık 904,5 milyon dolar artırdı.</p>
<p>Demir ve demir dışı metalleri 872,1 milyon dolarlık artışla otomotiv endüstrisi ve 269,5 milyon dolarlık artışla elektrik ve elektronik sektörü takip etti.</p>
<h2>AB ülkelerine en fazla ihracat 25 milyar 440 milyon dolarla İstanbul&#8217;dan gerçekleştirildi</h2>
<p>Ocak-ağustos döneminde Türkiye&#8217;nin 27 AB ülkesine ihracatında İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara ve İzmir öne çıktı. Bu 5 ilin AB ülkelerine ihracatı 53,6 milyar dolara yaklaştı.</p>
<p>Yılın 8 ayında AB ülkelerine en fazla ihracat 25 milyar 440 milyon dolarla İstanbul&#8217;dan gerçekleştirildi.</p>
<p>İstanbul&#8217;u 10 milyar 110 milyon dolarla Kocaeli, 8 milyar 305 milyon dolarla Bursa, 4 milyar 911 milyon dolarla Ankara ve 4 milyar 791 milyon dolarla İzmir takip etti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketiciler markaların yerli olup olmadığını tek sorguyla öğrenebiliyor</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/06/tuketiciler-markalarin-yerli-olup-olmadigini-tek-sorguyla-ogrenebiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:34:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137857</guid>

					<description><![CDATA[Yerli markaları görünür kılmak amacıyla oluşturulan platformda çeşitli kategorilerde 2 binden fazla markaya ilişkin güncel bilgiler yer alıyor. Kullanıcıların ve marka sahiplerinin katkısıyla geliştirilen veri tabanı, sahiplik değişiklikleri ve yeni marka eklemeleri doğrultusunda düzenli güncelleniyor. &#8220;Yerlimi.net&#8221;in geliştiricisi Yunus Eş, AA muhabirine, sitenin yerli markaları ön plana çıkarmak için kurulduğunu söyledi. Fikrin, Gazze soykırımının başlangıcıyla ortaya &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137858" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_f5a0039d832026bb32cf8dfe11575b8f.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_f5a0039d832026bb32cf8dfe11575b8f.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_f5a0039d832026bb32cf8dfe11575b8f-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_f5a0039d832026bb32cf8dfe11575b8f-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>Yerli markaları görünür kılmak amacıyla oluşturulan platformda çeşitli kategorilerde 2 binden fazla markaya ilişkin güncel bilgiler yer alıyor.</p>
<p>Kullanıcıların ve marka sahiplerinin katkısıyla geliştirilen veri tabanı, sahiplik değişiklikleri ve yeni marka eklemeleri doğrultusunda düzenli güncelleniyor.</p>
<p>&#8220;Yerlimi.net&#8221;in geliştiricisi Yunus Eş, AA muhabirine, sitenin yerli markaları ön plana çıkarmak için kurulduğunu söyledi.</p>
<p>Fikrin, Gazze soykırımının başlangıcıyla ortaya çıktığını anlatan Eş, &#8220;Bununla alakalı birçok boykot sitesi yapıldı, biz de bu süreçte &#8216;Ne yapabiliriz?&#8217; diye düşündük ve yerlimi.net&#8217;i ortaya çıkardık.&#8221; dedi.</p>
<p>Kullanıcıların siteye girdiklerinde marka veya kategori adıyla arama yapabildiklerini belirten Eş, böylece bir markanın yerli veya yabancı olup olmadığının yanı sıra başka ülkelerle ortaklığının bulunup bulunmadığına ilişkin bilgilerin de görülebildiğini ifade etti.</p>
<p>Eş, barkod okuma sistemi sayesinde kullanıcıların marketlerde ürün barkodlarını taratarak markalara ilişkin bilgilere hızlı şekilde erişebildiklerini anlattı.</p>
<p>Sitedeki marka sayısının sürekli arttığını dile getiren Eş, &#8220;Şu anda 2 binin üzerinde marka var. 2 bin 200&#8217;e yaklaşmış durumdayız. Sürekli güncelliyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>
<h2>&#8220;Platformu yaygınlaştırmak istiyoruz&#8221;</h2>
<p>Markaların sahiplik yapılarının zaman içinde değişebildiğine işaret eden Eş, yabancılara satılan ya da yeniden yerli sahipliğe geçen markaların bulunduğunu, bu nedenle veri tabanını mümkün olduğunca güncel tutmaya çalıştıklarını söyledi.</p>
<p>Marka bilgilerinin farklı yollarla sisteme eklendiğini anlatan Eş, marka sahiplerinin ve kullanıcıların öneride bulunabildiklerini, kendilerinin de araştırarak yeni markaları sisteme dahil ettiklerini dile getirdi.</p>
<p>Eş, marka logosu veya açıklamasındaki yanlışlıkların kullanıcılardan gelen geri bildirimlerle düzeltilebilmesi amacıyla siteye &#8220;hata bildir&#8221; seçeneğini de eklediklerini ifade etti.</p>
<p>Sitenin aylık ortalama 1000 ila 1500 kişi tarafından ziyaret edildiğini anlatan Eş, platformu daha yaygın hale getirmek istediklerini vurguladı.</p>
<p>Kullanıcılardan olumlu geri dönüşler aldıklarını dile getiren Eş, siteyi ziyaret edenlerin yeni markalar önererek veri tabanının geliştirilmesine de katkı sağladıklarını sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Orta Vadeli Program Resmi Gazete&#8217;de yayımlandı</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/06/yeni-orta-vadeli-program-resmi-gazetede-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137853</guid>

					<description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan ve 2027-2029 dönemini kapsayan OVP ile temel ekonomik büyüklükler ve hedefler belirlendi. Buna göre büyüme için bu yıl gerçekleşme tahmini yüzde 3,3 oldu. Ekonominin 2027&#8217;de yüzde 4,2, 2028&#8217;de yüzde 4,6, 2029&#8217;da ise yüzde 5 büyüyeceği öngörüldü. Enflasyonun bu yıl sonunda yüzde 28,4 olacağı tahmin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137854" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_a274daa23b1c50d397a55cf476a51277.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_a274daa23b1c50d397a55cf476a51277.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_a274daa23b1c50d397a55cf476a51277-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_a274daa23b1c50d397a55cf476a51277-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan ve 2027-2029 dönemini kapsayan OVP ile temel ekonomik büyüklükler ve hedefler belirlendi.</p>
<p>Buna göre büyüme için bu yıl gerçekleşme tahmini yüzde 3,3 oldu. Ekonominin 2027&#8217;de yüzde 4,2, 2028&#8217;de yüzde 4,6, 2029&#8217;da ise yüzde 5 büyüyeceği öngörüldü.</p>
<p>Enflasyonun bu yıl sonunda yüzde 28,4 olacağı tahmin edilirken hedef olarak gelecek yıl için yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5 ve 2029 için yüzde 9 olması konuldu.</p>
<p>Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2026&#8217;da yüzde 3,1, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olarak gerçekleşmesi hedeflendi.</p>
<p>Programda, işsizlik oranının bu yıl sonunda yüzde 8,1 olacağına yer verilerek, gelecek yıl hedefi yüzde 8, 2028 yılı için yüzde 7,8 ve 2029 için yüzde 7,6 olarak belirlendi.</p>
<p>İhracatın 2026 sonunda 282 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilirken 2027&#8217;de 292 milyar dolar, 2028&#8217;de 302,5 milyar dolar, program sonunda 316 milyar dolar olması öngörüldü. İthalatın, bu yıl sonunda 387 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi, 2027&#8217;de 397 milyar dolar, 2028&#8217;de 411 milyar dolar, 2029&#8217;da da 426 milyar dolar olması öngörüldü.</p>
<h2>Sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin güçlendirilmesi hedefleniyor</h2>
<p>Program, uygulama sonuçlarıyla yurt içi ve küresel ekonomide meydana gelen gelişmeler doğrultusunda her yıl güncelleniyor. Hayata geçirilecek yeni politika adımlarının belirlendiği program, kamu politikalarında eş güdümün güçlendirilmesi ve kaynakların stratejik öncelikler doğrultusunda yönlendirilmesini amaçlıyor. Bu yönüyle program, kamu kesimi için temel bir politika çerçevesi sunarken özel sektör açısından öngörülebilirliği artırarak, beklentilerin sağlıklı bir zeminde oluşmasına katkı sağlıyor.</p>
<p>2027-2029 dönemini kapsayan OVP, On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) hedefleri doğrultusunda makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesini, mali disiplinin sürdürülmesini ve orta vadede kalıcı fiyat istikrarının tesis edilmesini temel öncelik olarak benimsiyor. Bunun yanında programda, verimlilik artışının desteklenmesi, AR-GE ve yenilikçilik kapasitesi ile beşeri sermayenin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, iş gücü piyasasının etkinliğinin artırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve kayıt dışılığın azaltılması yoluyla sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Gelecek 3 yılı kapsayan program döneminde, bütüncül bir şekilde ortaya konulan hedef ve politikalar kamu yönetiminde kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesine ve uygulama süreçlerinde etkin eş güdümün sağlanmasına temel teşkil edecek. Bu kapsamda, program dönemi boyunca kamu kurum ve kuruluşlarının bütçe hazırlıkları, mevzuat düzenlemeleri, kurumsal planlama faaliyetleri ve diğer karar alma ve uygulama süreçleri programda belirlenen politika çerçevesi doğrultusunda yürütülecek. OVP&#8217;nin ilk yılında uygulanacak politika ve tedbirler ayrıntılı olarak 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı&#8217;nda yer alacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğubayazıt Ticaret Odası’ndan Bahçeli’ye ziyaret</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/05/dogubayazit-ticaret-odasindan-bahceliye-ziyaret/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 20:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137844</guid>

					<description><![CDATA[Doğubayazıt Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Can koordinasyonundaki bölge oda başkanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan heyet, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi makamında ziyaret etti. Görüşmede heyet, &#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; hedefi ve toplumsal barış sürecine yönelik yürütülen çalışmalardan dolayı MHP lideri Bahçeli’ye teşekkürlerini iletti. Ziyarette, bölgede huzur, kardeşlik &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137845" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYcImXQAM6B1n.jpg" alt="" width="945" height="540" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYcImXQAM6B1n.jpg 945w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYcImXQAM6B1n-300x171.jpg 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYcImXQAM6B1n-768x439.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 945px) 100vw, 945px" /></p>
<p>Doğubayazıt Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Can koordinasyonundaki bölge oda başkanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan heyet, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi makamında ziyaret etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137848" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/bahceli-cemalcan-dogubayazit-ticaret-odasi.webp" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/bahceli-cemalcan-dogubayazit-ticaret-odasi.webp 1280w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/bahceli-cemalcan-dogubayazit-ticaret-odasi-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/bahceli-cemalcan-dogubayazit-ticaret-odasi-1024x576.webp 1024w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/bahceli-cemalcan-dogubayazit-ticaret-odasi-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<p>Görüşmede heyet, &#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; hedefi ve toplumsal barış sürecine yönelik yürütülen çalışmalardan dolayı MHP lideri Bahçeli’ye teşekkürlerini iletti.</p>
<p>Ziyarette, bölgede huzur, kardeşlik ve güven ortamının kalıcı hale gelmesinin stratejik önemine dikkat çekilerek, terörün sona ermesinin başta Doğubayazıt ve Ağrı olmak üzere tüm bölgenin sosyo-ekonomik ve ticari hayatına büyük katkı sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p>Huzur ve güven ortamının güçlenmesiyle birlikte Doğubayazıt ve Ağrı başta olmak üzere bölgeye yönelik yatırımların artacağı, ticaretin canlanacağı ve istihdam olanaklarının genişleyeceğine yönelik beklenti ifade edildi.</p>
<p>Bölgedeki ekonomik potansiyelin daha etkin değerlendirilmesiyle birlikte yeni yatırım ve istihdam alanlarının oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137846" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYlJLWkAAkkW1.jpg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYlJLWkAAkkW1.jpg 1600w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYlJLWkAAkkW1-300x225.jpg 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYlJLWkAAkkW1-1024x768.jpg 1024w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYlJLWkAAkkW1-768x576.jpg 768w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYlJLWkAAkkW1-1536x1152.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>DTSO Başkanı Cemal Can, ziyaret kapsamında Doğu Anadolu Bölgesi’nin ekonomik, sosyal ve ticari alanlardaki öncelikli taleplerini içeren detaylı bir dosyayı Devlet Bahçeli’ye takdim etti.</p>
<p>Heyetin ziyaretinden memnuniyet duyduğunu belirten Bahçeli ise temsilcilere teşekkür etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-137847" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYtZ6aYAAtB4x.jpg" alt="" width="434" height="771" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYtZ6aYAAtB4x.jpg 1148w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYtZ6aYAAtB4x-169x300.jpg 169w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYtZ6aYAAtB4x-576x1024.jpg 576w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYtZ6aYAAtB4x-768x1365.jpg 768w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/HRdYtZ6aYAAtB4x-864x1536.jpg 864w" sizes="auto, (max-width: 434px) 100vw, 434px" /></p>
<p>Oda yönetimi tarafından yapılan açıklamada, sürecin devamı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan da randevu talep edileceği bildirildi.</p>
<p>Görüşmenin gerçekleşmesi durumunda bölgenin sürece dair memnuniyetinin ve öncelikli taleplerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da bizzat iletileceği kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, DTSO&#8217;nun ülkenin birlik ve beraberliğini pekiştirecek, huzur ortamını kalıcı kılacak ve bölge kalkınmasını destekleyecek her türlü yapıcı adıma destek vermeye devam edeceği ifade edildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakan Bayraktar, TR-2 Araştırma Reaktörü&#8217;nün yeniden lisanslandığını bildirdi</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/05/bakan-bayraktar-tr-2-arastirma-reaktorunun-yeniden-lisanslandigini-bildirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:11:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137840</guid>

					<description><![CDATA[TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yürütücülüğünde bu yıl 3&#8217;üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması&#8217;nın final etkinliği, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumunun (TENMAK) İstanbul Küçükçekmece&#8217;deki yerleşkesinde gerçekleştirildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, etkinlikte Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması&#8217;nın en ileri kategorisi olan &#8220;Detay Tasarım&#8221;da finale kalan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137841" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_d8bafc326c85f33c256347b542ca2ce9.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_d8bafc326c85f33c256347b542ca2ce9.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_d8bafc326c85f33c256347b542ca2ce9-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_d8bafc326c85f33c256347b542ca2ce9-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yürütücülüğünde bu yıl 3&#8217;üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması&#8217;nın final etkinliği, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumunun (TENMAK) İstanbul Küçükçekmece&#8217;deki yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, etkinlikte Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması&#8217;nın en ileri kategorisi olan &#8220;Detay Tasarım&#8221;da finale kalan 4 takımın sunum özetlerini dinledi, genç mühendislere tasarımlarına ilişkin sorular sordu.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin nükleer yarımadası olarak tanımladığı Çekmece yerleşkesinde önemli bir aşamanın kaydedildiğini belirten Bayraktar, &#8220;Buranın adı konmuş bir şekilde imar süreçlerini tamamladık. Daha da önemlisi, TR-2 Araştırma Reaktörümüz yeniden lisanslandı, çok uzun bir aradan sonra. Çok kısa bir zaman içinde burada artık yeniden nükleer araştırmalar, malzeme testleri yapılacak. Teorik çalıştığımız şeylerin neticelerini laboratuvarda, araştırma tesislerinde görme şansımız olacak.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması&#8217;nın büyümeye devam ettiğini anlatan Bayraktar, &#8220;Geçen sene 2 ülkeden 87 takım varmış. Bu sene 9 ülke, 192 takım var. TEKNOFEST ailesi büyüdüğü gibi nükleer tarafı da büyüyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Bayraktar, Suudi Arabistan&#8217;ın Cidde kentinde düzenlenen Uluslararası Nükleer Bilim Olimpiyatı&#8217;nda Türkiye&#8217;nin bir altın ve üç bronz madalya kazandığını da anımsattı.</p>
<p>TENMAK&#8217;ın lisans öğrencilerine yönelik burs desteğinin yanı sıra programa kabul edilen bursiyerlere mentör desteğinin de sağlanacağını aktaran Bayraktar, &#8220;Bizim tabii ki birçok kaynağa ihtiyacımız var ama en önemli kaynağımız insan kaynağımız. Dolayısıyla onların iyi yetişmesi için de elimizden gelen çabayı göstereceğiz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bakan Bayraktar, daha önce Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan teşvik programının da Türkiye&#8217;nin küçük modüler reaktörlerini yerli ve milli imkanlarla geliştirmesi açısından önemine dikkati çekti.</p>
<p>Dünyadaki gelişmelerin, Türkiye&#8217;nin daha fazla yerlileşme, milli imkanları kullanma ve kendi kabiliyetlerini geliştirme ihtiyacını ortaya koyduğunu aktaran Bayraktar, &#8220;Zaman daralmaya başladı. Onun için daha hızlı çalışmamız lazım.&#8221; dedi.</p>
<p>Bayraktar, bu farkındalığın oluşturulmasında TEKNOFEST&#8217;in önemli bir rolü olduğunu, organizasyonun Türkiye&#8217;nin artık en önemli uluslararası markalarından biri haline geldiğini vurguladı.</p>
<h2>Yapay zeka ve veri merkezleri elektrik talebini artırıyor</h2>
<p>Bakan Bayraktar, Türkiye&#8217;nin elektrik talebinin arttığını belirterek, &#8220;Dünyada da böyle, Türkiye&#8217;de de böyle. Talep artıyor. Bizim de bir kızılelmamız var. Kızılelmamız, enerjide Türkiye&#8217;yi bağımsız kılmak. Türkiye bugün kullandığı enerjinin üç biriminin ikisini ithal ediyor. Enerjide kendi kendine yeten bir ülke olmamız lazım.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Nükleer enerji olmadan iklim değişikliği hedefleri ve karbonsuzlaşmanın mümkün olmadığına işaret eden Bayraktar, nükleer enerjinin enerjide dışa bağımlılığı azaltmada önemli bir çözüm olacağını ifade etti.</p>
<p>Bayraktar, elektrik talebinde nüfusun, ekonominin ve sanayinin büyük etkisi olduğunu ancak yapay zeka ve veri merkezleri gibi teknolojilerin de bu talebi artırdığını anlattı.</p>
<p>Yeni teknolojilerin yüksek enerji talebine yol açtığını dile getiren Bayraktar, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Bunu karşılamak için her yıl Japonya kadar kurulu güce sahip olunması gerekiyor. Elektrikli araçlar, soğutma amaçlı elektrik talepleri de bu zincire eklendi. Deniz suyunun arıtılıp kullanılma işi var. Bizim tahminimiz 2040 yeni enerji mimarisinde en az 3 ila 5 teravatsaatlik deniz suyunu arıtma ile ilgili elektriğe ihtiyacımız var. Şimdi bu ankonvansiyonel faktörleri işin içerisine koyduğunuzda ortada muazzam bir talep var. Bu yüzden kendi santralimizi üretmemiz çok büyük önem arz ediyor ve bu yeni enerji mimarisinde, tek kelimeyle bunu ifade etmek gerekirse elektrifikasyon diyorum.&#8221;</p>
<p>Gençlerin Türkiye&#8217;nin enerji bağımsızlığına ulaşmada önemli katkı sağlayacağını ifade eden Bayraktar, &#8220;Petrol ve doğal gaz aramada gençlerin özgüvenini oluşturmayı, kafa yapısını değiştirmeyi kısmen başardığımızı hissediyorum. O yüzden bugün Türkiye kendi denizlerinde, Gabar&#8217;da petrol ve doğal gaz arıyor, üretiyor. Somali de bizim için çok önemli bir ülke. Sizlerden bugün aldığımız, özgüveniniz çok yerinde. En önemli şey bu, sonuna kadar mücadele etmek, asla bırakmamak, pes etmemek. Bu anlayışla ben her alanda hedeflerimizi tutturacağımıza yürekten inanıyorum.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>&#8220;İTÜ&#8217;nün reaktörü de devreye girecek&#8221;</h2>
<p>Bayraktar, etkinlikte bir öğrencinin Türkiye&#8217;de kurulması planlanan nükleer enerji araştırma merkezi ve ulusal staj programları hakkındaki sorusuna ilişkin, öğrencilerin TENMAK ve diğer ilgili kurumlarda staj ve burs imkanları olduğunu anımsattı.</p>
<p>Nükleer enerji alanında yurt dışına gönderilen öğrenciler olduğunu, bunların bir kısmının eğitimlerini tamamlayarak döndüklerini ve şu anda Akkuyu Nükleer Güç Santrali&#8217;nde çalıştıklarını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Çok önemli miktarda gencimizle direkt bağlantımız var. Onların hem eğitimlerine destek oluyoruz hem de eğitim sonrasında çalışma hayatında onlarla birlikte oluyoruz. Çünkü çok büyük bir insan kaynağına ihtiyacımız var. Sinop&#8217;ta kurmayı düşündüğümüz reaktörler, Trakya&#8217;daki reaktörler ve Küçük Modüler Reaktörlerle (SMR) birlikte Türkiye&#8217;nin nükleer alanı en hızlı büyüyecek, en büyük alanlardan bir tanesi olacak. Onun için bu alanda yetişmiş öğrencilere ihtiyacımız var.&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;deki araştırma reaktörlerine ilişkin çalışmalara da değinen Bayraktar, &#8220;Araştırma reaktörümüz yakın zamanda çalışmaya başlayacak. Lisanslama, her şey bitti, her şey hazır. İstanbul Teknik Üniversitesinin çalışması var bu konuda. Orada reaktör de devreye girecek.&#8221; bilgisini verdi.</p>
<p>Bayraktar, ayrıca Türkiye&#8217;nin özellikle büyük ölçekli reaktörlere ilişkin yaptığı bütün uluslararası müzakerelerde masada olan iki konu olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Her ülkeye, &#8216;Bu işi yaparsan bize bir araştırma reaktörü de yapabilmeniz lazım.&#8217; diyoruz. Bunu Çin&#8217;le konuşurken söylüyoruz, diğerleriyle de söylüyoruz. İkinci konumuz da yakıtla alakalı, ne yapacağız, nasıl bir çözüm üreteceğiz? Yakıtı burada üretmeyi onlarla konuşuyoruz. Dolayısıyla bu konular bizim en önemli gündem maddelerimiz. Çünkü araştırma reaktörü olmadan bir nükleer sanayinin gelişmesinden söz etmek mümkün değil.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Para piyasası fonlarından elde edilen kazançlara yüzde 10 stopaj kesintisi uygulanacak</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/05/para-piyasasi-fonlarindan-elde-edilen-kazanclara-yuzde-10-stopaj-kesintisi-uygulanacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:08:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137836</guid>

					<description><![CDATA[Para piyasası fonlarından elde edilen kazançlara yapılacak vergi kesintisiyle ilgili Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kararla, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun geçici 67. maddesi uyarınca, yerli ve yabancı kurumsal yatırımcılar nezdinde uygulanan stopaj rejiminde yeni bir düzenlemeye gidildi. Bu kapsamda, yalnızca para piyasası fonları ile ünvanında &#8220;para piyasası&#8221; ibaresi yer alan serbest fonların &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137837" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_6b420539943dbc0519115f0346eb83dc.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_6b420539943dbc0519115f0346eb83dc.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_6b420539943dbc0519115f0346eb83dc-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_6b420539943dbc0519115f0346eb83dc-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p>Para piyasası fonlarından elde edilen kazançlara yapılacak vergi kesintisiyle ilgili Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Kararla, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun geçici 67. maddesi uyarınca, yerli ve yabancı kurumsal yatırımcılar nezdinde uygulanan stopaj rejiminde yeni bir düzenlemeye gidildi. Bu kapsamda, yalnızca para piyasası fonları ile ünvanında &#8220;para piyasası&#8221; ibaresi yer alan serbest fonların katılma paylarından sağlanan kazançlara münhasır olmak üzere, daha önce yüzde 0 olarak uygulanan tevkifat oranı yüzde 10&#8217;a yükseltildi.</p>
<p>Yerli kurumsal yatırımcılar nezdinde kesilen bu tevkifat tutarları üçer aylık vergilendirme dönemlerinde beyan edilecek geçici vergiden mahsup edilebilecekken, yabancı kurumsal yatırımcılar bakımından söz konusu yüzde 10&#8217;luk kesinti nihai vergilendirme mahiyetini taşıyor. Yerli ve yabancı kurumsal yatırımcıların para piyasası fonları haricindeki diğer tüm kazançlarda ise oranın tevkifatın yüzde 0 olarak uygulanmasına aynen devam edilecek.</p>
<p>Öte yandan, yerli ve yabancı gerçek kişilerin yatırım fonu katılma payı kazançlarına uygulanan yüzde 17,5 oranındaki tevkifat rejiminde herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Oran değişikliğinin zaman bakımından uygulanmasında ise kademeli bir esas benimsendi.</p>
<p>Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iktisap edilecek yeni katılma payı kazançları doğrudan bu orana tabi kılındı.</p>
<p>Yürürlük tarihinden önce iktisap edilmiş katılma paylarında ise düzenlemenin yayımı tarihine kadar teşekkül eden kazançlar tevkifat kapsamı dışında tutularak sadece yayım tarihinden katılma paylarının elden çıkarıldığı tarihe kadar geçen süreye isabet eden kazanç kısmı tevkifat kapsamına alındı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>El Nino enerji piyasalarında talep ve üretim dengesini etkiliyor</title>
		<link>https://trendekonomi.com/2026/09/05/el-nino-enerji-piyasalarinda-talep-ve-uretim-dengesini-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[trendekonomi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:06:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://trendekonomi.com/?p=137832</guid>

					<description><![CDATA[Güçlenen El Nino iklim olayının neden olduğu sıcak ve kuru hava koşulları küresel elektrik talebini yükseltirken, yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın hava koşullarından kaynaklanan üretim kayıplarını dengelemede önemli rol oynayabileceği öngörülüyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi, bu yıl sonuna kadar ve 2027 başında &#8220;çok güçlü&#8221; bir El Nino görülme olasılığının yüzde 90&#8217;ın üzerinde olduğunu kaydediyor. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-137833" src="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_852eb3ce2e259359854162437458a111.webp" alt="" width="864" height="486" srcset="https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_852eb3ce2e259359854162437458a111.webp 864w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_852eb3ce2e259359854162437458a111-300x169.webp 300w, https://trendekonomi.com/wp-content/uploads/2026/09/thumbs_b_c_852eb3ce2e259359854162437458a111-768x432.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 864px) 100vw, 864px" /></p>
<p class="selectionShareable">Güçlenen El Nino iklim olayının neden olduğu sıcak ve kuru hava koşulları küresel elektrik talebini yükseltirken, yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın hava koşullarından kaynaklanan üretim kayıplarını dengelemede önemli rol oynayabileceği öngörülüyor.</p>
<p class="selectionShareable">ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi, bu yıl sonuna kadar ve 2027 başında &#8220;çok güçlü&#8221; bir El Nino görülme olasılığının yüzde 90&#8217;ın üzerinde olduğunu kaydediyor.</p>
<p class="selectionShareable">El Nino&#8217;nun sıcaklık, yağış ve rüzgar düzenlerinde oluşturduğu değişiklikler enerji piyasalarında talep, üretim ve ticaret dengelerini farklı şekillerde etkileyebiliyor. Sıcaklıkların yükselmesiyle klima ve diğer soğutma sistemlerinin daha fazla kullanılması, elektrik tüketimini artırarak El Nino&#8217;nun enerji sistemleri üzerindeki doğrudan etkilerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p class="selectionShareable">Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) göre küresel elektrik talebi, bu yıl geçen yıla göre yüzde 3,6, 2027&#8217;de ise yüzde 3,8 büyüyecek. IEA, beklenenden daha güçlü El Nino&#8217;nun bazı bölgelerde soğutma ihtiyacını artırarak elektrik tüketimini mevcut tahminlerin üzerine taşıyabileceğine işaret ediyor.</p>
<p class="selectionShareable">IEA&#8217;ya göre, dünyada binaların soğutulması için kullanılan elektrik miktarı 2015&#8217;ten bu yana yüzde 50 artarak yaklaşık 2 bin 900 teravatsaate ulaştı. Bu büyüklük, yüksek sıcaklıkların soğutma talebi üzerinden elektrik sistemlerine oluşturabileceği ilave yüke dikkati çekiyor.</p>
<h3 class="selectionShareable">El Nino güneş üretimini artırabilir</h3>
<p class="selectionShareable">Rüzgar ve güneş enerjisi üretimi, El Nino&#8217;nun atmosferik basınç, bulutluluk ve rüzgar düzenleri üzerindeki etkilerinin bölgelere göre değişmesiyle farklı düzeyde etkileniyor.</p>
<p class="selectionShareable">Enerji ve emtia piyasaları veri ve analiz şirketi ICIS&#8217;in projeksiyonuna göre, El Nino kaynaklı sıcaklık artışının bazı bölgelerde güneş enerjisi üretimini artırabileceği öngörülüyor. Avrupa&#8217;da güneş enerjisi üretiminin bu yılın üçüncü çeyreğinde normal hava koşullarına kıyasla yüzde 1,1 ila yüzde 2,1 artması bekleniyor.</p>
<p class="selectionShareable">Başka bölgelerde ise El Nino&#8217;nun güneş radyasyonunu azaltarak verimliliği düşürebileceği tahmin ediliyor. Güçlü El Nino koşullarının atmosferik dolaşımı değiştirerek bazı bölgelerde ise rüzgar hızlarını ve buna bağlı olarak rüzgar enerjisi üretimini azaltabileceği öngörülüyor. ICIS, Avrupa&#8217;da rüzgar üretiminde 2027&#8217;nin ilk çeyreğinde normal dönemlere göre yüzde 9,8 düşüş olabileceğini hesaplıyor.</p>
<p class="selectionShareable">Kuraklık sebebiyle yağış miktarı, nehir akımları ve rezervuar seviyelerindeki değişimler hidroelektrik üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Sıcak ve kuru koşulların güçlenmesi halinde hidroelektrik üretiminin gerileyebileceği belirtiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı, güçlü El Nino koşullarının gelecek dönemde Latin Amerika ve Güneydoğu Asya&#8217;nın bazı bölgelerinde hidroelektrik üretimini baskılayabileceğine işaret ediyor.</p>
<p class="selectionShareable">El Nino&#8217;nun elektrik talebi ve üretim üzerindeki etkileri doğal gaz ve LNG piyasalarına da yansıyabiliyor. Hidroelektrik üretiminin gerilemesi halinde elektrik talebinin karşılanması için doğal gaz ve kömür santrallerinin daha fazla devreye alınması gerekebileceği, bunun da fosil yakıtlara talebi artırabileceği değerlendiriliyor.</p>
<p class="selectionShareable">ICIS&#8217;e göre, El Nino kaynaklı sıcak yaz koşullarının üçüncü çeyrekte Asya&#8217;nın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) talebini yaklaşık 1,6 milyon ton artırabileceği hesaplanıyor. Bu miktar, aynı dönemde Asya LNG talebinde yaklaşık yüzde 2,5&#8217;lik ilave talebe karşılık geliyor.</p>
<h3 class="selectionShareable">El Nino&#8217;nun etkileri enerji ticaretine uzanıyor</h3>
<p class="selectionShareable">El Nino&#8217;nun enerji piyasalarındaki etkilerinin bir diğer boyutu küresel enerji taşımacılığında görülüyor.</p>
<p class="selectionShareable">Panama Kanalı&#8217;ndaki gemi geçişleri, kanal havzasındaki yağış miktarı ve su rezervleriyle yakından bağlantılı bulunuyor. Kanalın kilit sisteminin gemilerin geçişi sırasında tatlı su kullanması nedeniyle rezervuar seviyelerindeki düşüş günlük geçiş kapasitesinin sınırlandırılmasına yol açabiliyor.</p>
<p class="selectionShareable">Panama Kanalı İdaresi, havzadaki yağışların beklentilerin altında kalması nedeniyle su tasarrufuna yönelik tedbirleri sürdürüyor. Bu kapsamda, 3 Eylül&#8217;den itibaren Neopanamax kilitlerinde günlük geçiş kontenjanı 9&#8217;a, Panamax kilitlerinde ise 25&#8217;e düşürüldü. Panamax geçiş kontenjanının 15 Eylül&#8217;den itibaren günlük 23&#8217;e indirilmesi planlanıyor.</p>
<p class="selectionShareable">Kanaldaki geçiş kısıtlamalarının enerji kargolarını da etkileyebileceği değerlendiriliyor.</p>
<h3 class="selectionShareable">Güçlü El Nino LNG rekabetini artırabilir</h3>
<p class="selectionShareable">ICIS Enerji Analitiği Başkanı Andreas Schroeder, AA muhabirine, El Nino&#8217;nun etkilerinin yılın ilerleyen döneminde güçlenmesini beklediklerini söyledi.</p>
<p class="selectionShareable">Schroeder, sıcak hava sebebiyle artan klima kullanımının gaz yakıtlı santrallerin kullanımını artırarak ilave LNG ithalat talebi oluşturduğunu belirtti.</p>
<p class="selectionShareable">Sıcak ve kuru hava koşullarının LNG ithalatı yapan Güney ve Doğu Asya ülkeleri ile Güney Amerika&#8217;daki bazı piyasalarda fosil yakıtlardan elektrik üretimini artırabileceğini belirten Schroeder, &#8220;Bu durum özellikle yaz aylarında daha kıt LNG arzı için rekabetin artması anlamına geliyor.&#8221; dedi.</p>
<p class="selectionShareable">Schroeder, &#8220;Güney Asya&#8217;da zayıf muson, bazı ülkelerde kuraklığa yol açtı. Bu durum hidroelektrik üretimini baskılarken yaz döneminde elektrik fiyatlarını yükseltti.&#8221; dedi.</p>
<p class="selectionShareable">Enerji sistemlerinin hava kaynaklı şoklara karşı dayanıklılığında yenilenebilir enerji kapasitesinin önemli olduğuna işaret eden Schroeder, &#8220;Daha yüksek yenilenebilir enerji kapasitesi El Nino kaynaklı hava şoklarının enerji sektöründeki etkisini absorbe etmeye yardımcı oluyor. Kurak koşullar hidroelektrik üretimini zayıflatıyor ancak bunun etkisi daha yüksek güneş enerjisi üretimiyle kısmen telafi edilebiliyor.&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
